GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi

Katagoriler => Evrim => Konuyu başlatan: Atakan Ekiz üzerinde 03 Eylül 2006 - 18:18:25



Konu Başlığı: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Atakan Ekiz üzerinde 03 Eylül 2006 - 18:18:25
Arkadaşlar ankette gördüğünüz şıklar arasında size en mantıklı gelen hangisi? Bence ikinci seçenek mümkün bir durumdur.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Gökhan Atmaca üzerinde 03 Eylül 2006 - 21:57:35
ben evrimin olmadığını oyladım.Çünkü Kur'an'a inanıyorum ve orada yazılı olan ayetlerden "insanı yarattım" kelimesini iğne ile alıyor ve yaratılmanın değişim şeklinde olamayacağı düşüncesindeyim...Değişim yapmak gibi birşeydir...Bu kanımın değişeceğini sanmıyorum evrim kanun olana kadar ben ölürüm:)


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç üzerinde 03 Eylül 2006 - 22:13:25
Merhaba Gökhan,

Tartışmamıza şöyle başlayalım :).

Diğer bazı başlıklar altında da dile getirdiğim gibi Kur'an âyetlerinde "Yaratmak" kelimesi "yoktan var etmek" anlamında değil (Çamurdan, sudan, balçıktan, alak’tan yaratım) "safhalar/evreler halinde başka bir şeye dönüştürmek, meydana getirmek" anlamında kullanılmaktadır (Bknz. Mü’minun/12-13-14). Hiçbir varlığın yaratımının aracı sebepler olmaksızın meydana getirilmediği fark edilebilir.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Gökhan Atmaca üzerinde 03 Eylül 2006 - 22:17:51
Merhaba Gökhan,

Tartışmamıza şöyle başlayalım :).

Diğer bazı başlıklar altında da dile getirdiğim gibi Kur'an âyetlerinde "Yaratmak" kelimesi "yoktan var etmek" anlamında değil (Çamurdan, sudan, balçıktan, alak’tan yaratım) "safhalar/evreler halinde başka bir şeye dönüştürmek, meydana getirmek" anlamında kullanılmaktadır (Bknz. Mü’minun/12-13-14). Hiçbir varlığın yaratımının aracı sebepler olmaksızın meydana getirilmediği fark edilebilir.

  :grin: :tedirgin: :wink: tartışmayı şöyle bitireyim bu sizin yorumunuz bu konuda fıkıhbilimciler,hadisbilimcilerin sözleri beni ilgilendirir..Bu yüzden Doç.Dr.Nihat Hatipoğlu'na mail göndercem o da olmazsa telefon görüşmesi yapacağım yaratmak nedir diye?Umarım sayın hocamdan alacağımız cevap sizi de beni de tatmin eder...


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç üzerinde 03 Eylül 2006 - 22:23:44

tartışmayı şöyle bitireyim bu sizin yorumunuz bu konuda fıkıhbilimciler,hadisbilimcilerin sözleri beni ilgilendirir..Bu yüzden Prof.Dr.Nihat Hatipoğlu'na mail göndercem o da olmazsa telefon görüşmesi yapacağım yaratmak nedir diye?Umarım sayın hocamdan alacağımız cevap sizi de beni de tatmin eder...

Evet Gökhan, gerçekten de tartışmayı bitirdin :).

Alacağın yorumları (!) bizlerle paylaşırsan sevinirim.

Kolay gelsin.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Gökhan Atmaca üzerinde 03 Eylül 2006 - 22:29:07
saol en azından umarım çabuk gelir paylaşacağğımdan hiç kuşkunuz olmasın üstelik tarafsızca...Konuyu dağıtmayayım yine...


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: raif bostan üzerinde 04 Eylül 2006 - 22:26:41
alp bey neyseki bir doğru şey konuşup gerçekleştirdiniz tebrikler ama bilimi evrimle bağdaştırıp objektiviteyi sağlama düşüncesi ise bana göre saçma ve doğru bir yaklaşımdeğil bu düşünce yapısı insanın ne kadar basit aptalca düşündüğünü ve doğruluğu gözardı ettiğini gösterir bu yaklaşımı ortaya atan geri zekalını nekadar salak olduğunun bir kanıtıdır bu tamamen köhne bir yaklaşımdır. biz neyin ne olduğunu önce kavramalı buna göre yolumuzu tayin ederek objektifliğe ulaşmalıyız bunun yoluda düşüncenin ne olduğu ve nasıl düşünmemiz ve nasıl düşündüğümüzde gizlidir biz olaylara nasıl varmılıyız sorusunun cevabı bilimde objektiflii sağlayacak yegane unsurdur yok efendim evrimmiş oymuş buyumuş saçmalığından vaz geçmemiz ve doğru olanı yapmamız gerek ve bu arkadaşımızada kendisinin yorum yapma kabiliyetinin olup olmadığını sorarım eğer yoksa hiç yaşamasın bence ipin ucunu kabul gördüğü kişiye versin nereye sürüklerse oraya doğru gitsin başka ne diyeyim.

Lütfen iletilerimizde hakarete varan kelimeler kullanıp kendimizi hâkir duruma düşürmemeye dikkat edelim.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Gökhan Atmaca üzerinde 04 Eylül 2006 - 23:13:18
bu arkadaşımızada kendisinin yorum yapma kabiliyetinin olup olmadığını sorarım eğer yoksa hiç yaşamasın bence ipin ucunu kabul gördüğü kişiye versin nereye sürüklerse oraya doğru gitsin başka ne diyeyim.
bu söz bana ise sizden daha iyi yorum yapabildiğimi söylemeliyim.Üstelik yorum yapmak için bilgi sahibi olmak gerekir değil mi??o zaman bir kavramı ya da bir olgu ya da nesne üzerinde yorum yapmak için onun hakkında gerçek ve doğru bilgiye (sakın bu noktada eleştri yapma gerçek ve doğru bilgi nerden bulunur diye konuyu dağıtma) sahip olmam lazım sonra yorumlarım,türevlerim gelir...Daha nice çatallı iğneler batırmalar Raif Bey....


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Kamil Haci Haciyev üzerinde 07 Haziran 2008 - 22:41:44
devamı gelsin ama nereye kadar?.))

Sadece 6 kelimeyle : Teori olarak doğru, pratik olarak yalnış



Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: İhsan Esentürk üzerinde 10 Haziran 2008 - 00:08:48
    Meydan boş kalmış anlaşılan.... Birileri hala aynı şeyi sıkılmadan söylüyor... Ebabiller hangi evrimin sonucuysa... ( Fil Suresi)  Ya da Hz İsa  ya da Hz Adem...  (Ali İMRAN 59. Doğrusu Allah katında İsa'nın durumu Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı sonra da ona: "Ol!" dedi. O da hemen oluverdi. )
Bakınız Kur'an da Evrim ( Yaratılış ) Tartışması...  :)  Bu sefer de görmezden geleceksiniz biliyorum ama beni ilgilendiren siz değilsiniz...


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Spike Jr üzerinde 14 Haziran 2008 - 23:39:42
Birisinin gelip boşluları doldurmasını bekliyorduk biz de. Israrla aynı şeyleri sıkılmadan, diğer insanları sıkmadan söyleyecek kişi sayımızda azalma vardı son zamanlarda. Belki ilaç olursun derdimize... Özlemiştik de...


Konu Başlığı: Ynt: İnsan-Âdem
Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç üzerinde 15 Haziran 2008 - 02:54:17
İnsan (Homo sapiens) türü, maymunlarla ortak bir atadan türeyerek yeryüzünde büyük Beyni ve maharetli elleri ile yayılmıştır.

Âdem, her devir yaşayan insan(sı)lar arasında içsel melek(e)lerini açığa çıkartıp = KENDİne (ÖZüne) secde ettirerek Halifeliği, Cenneti yaşayarak = Cennet’te yaratılmış olandır.

Homo sapiens’in ortaya çıkışı geçmişte olup bitmiştir.

Kur’an'da anlatılan Âdem’in HALİFE olarak vasıflandırılması ise her devirde, her an gerçekleşmekte olandır.

Kur’an geçmişin hikâyeleri bütünü değil, her an yürürlükte olan çok boyutlu Evrensel Sistem’in en alt boyutta zorunlu olarak misallerle-mecazlarla anlatımıdır.

[[  Hz. İnsan'a geçmişin hikayeleri değil, kendi gerçeğini anlatacak bir AYNA lazım! ]]


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 16 Haziran 2008 - 13:16:52
Merhaba Gökhan,

Tartışmamıza şöyle başlayalım :).

Diğer bazı başlıklar altında da dile getirdiğim gibi Kur'an âyetlerinde "Yaratmak" kelimesi "yoktan var etmek" anlamında değil (Çamurdan, sudan, balçıktan, alak’tan yaratım) "safhalar/evreler halinde başka bir şeye dönüştürmek, meydana getirmek" anlamında kullanılmaktadır (Bknz. Mü’minun/12-13-14). Hiçbir varlığın yaratımının aracı sebepler olmaksızın meydana getirilmediği fark edilebilir.

  :grin: :tedirgin: :wink: tartışmayı şöyle bitireyim bu sizin yorumunuz bu konuda fıkıhbilimciler,hadisbilimcilerin sözleri beni ilgilendirir..Bu yüzden Doç.Dr.Nihat Hatipoğlu'na mail göndercem o da olmazsa telefon görüşmesi yapacağım yaratmak nedir diye?Umarım sayın hocamdan alacağımız cevap sizi de beni de tatmin eder...

Sebepler her zaman her yerde vardır... Ama bunları perde olarak görmezsek yani doğayı nakış yerine nakkaş olarak kabul edersek biz o an kaybetmiş oluruz... Allah(c.c) bizleri yoktan var etiğini ayetinde söylüyor. eğer atomic yapıları bile iyi biliyorsak bunun ne kadar şaşırtıcı derecede doğru olduğunu öğreniriz. Ayrıca yaratan gibi anlamayacağımız bir zeka ürünü ve kudret ürünü varlıkların yaratılmasını nasıl tesadüf olarak değerlendirebiliriz. Madem Allah yaratıcı ve biz bunu kabul ediyorsak neden tüm canlıları kendisi yaratmasın ve yerine tesadüfü bir sebep kılsın. Allah sebepleri nedenleri ve sonuçları bunları araştırıp ona ulaşmamız ve Allahın ne kadar yüce yaratıcı olduğunu anlamamız için bize veriyorsa. Neden Allah varlıkların yaratılışını tesadüfe bağlasın. Sonra biz nasıl tesadüfü düşünerek Allaha ulaşacağız merak ediyorum. İşte bu noktada canlıların ilkin tesadüfen ve sonraları birlikte evrimleştiğini kabul ediyoruz. Bir kere Allaha ve onun var ettiği sebepleri yok saymaya karşılık gelmiyormu düşünelim...


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: İhsan Esentürk üzerinde 19 Haziran 2008 - 23:32:24
:)  :)

     Ebabiller'e dediğinilmemiş. Güzel. Ayetin (Ali İmran 59 ) muhatabı bellidir ve günümüzde azımsanmayacak sayıda varlar...   Eğer babasız dünyaya geldiği için Hz İsa'ya haşa "Allah'ın oğludur" diyorsanız bakın Hz Adem'de atasız dünyaya geldi... O zaman Ona'da haşa "Allah'ın oğlu " dememniz gerekmez mi? demektir ki Hz Adem'e Allah'ın oğlu derseniz sizde torunu olursunuz... Burada aşikar olan Babasız dünyaya geliştir ki evrimsel süreçle yaratılışı savunanların bu olağan üstü durumu açıklaması gerekir. Diğer durum ise Hz Adem'in atasının olmayışıdır ki benzetme Adem'in üzerinden verildiğine göre Hz Adem'in atasız oluşu Hz İsa'nın babasız oluşundan daha aşikar bir gerçektir.... Yani Burada büyük küçük harflerle yazıp varabileceğiniz bişi yok... Burada mananın kendisine bakmanız gerekiyor ki, konuyla ilgili tek ayet bu değil.... Ebabil'ler ile ilgili yorumlarınızıda merak etmekteyim... :) :


Konu Başlığı: bütün yorumlara cevap
Gönderen: tugce ısık üzerinde 20 Haziran 2008 - 18:15:36
kuranın ayetlerini biliyor olmak onun gizemini anlamaya yetmez bence.insan bir evrim içindedir.ihtiyaçları doğrultusunda da vücudu şekillenmektedir.örneğin el baş parmağının ilk çagda alet yapımı sırasında sonradan ihtiyaçtan(faydadan)oluştugu söylenir.yüzyıllar sonra da bir işleve sahip olmadığı için küçük ayak parmağının yok olacağı söylenir bilimciler tarafından.olaya bu kadar dar bakılmamalı kuranda da bir fayda ahlakı aşikardır.buna uygun insan vücudu şekillenebilir.doğa nasıl değişiyorsa beden de doğa içinde değişir.


Konu Başlığı: Körelen ayak parmakları hipotezi
Gönderen: metu gen üzerinde 21 Haziran 2008 - 10:30:47
Körelme; bir uzvun anatomik, fizyolojik ve biyomekanik hususiyetlerinde geriye gitmek şeklinde tarif edilir. “Az fonksiyon gören organ körelip yok olurken, çok fonksiyon gören organ gelişerek nesilden nesile aktarılır.” düşüncesi, felsefî bir iddiadır.

Klâsik evrim teorisinin hakikatten uzak, zorlama yorum ve hükümlerinden biri, insan ayağındaki beşinci parmakla alâkalıdır: “Ağaç dallarını kavramak için ayak parmaklarını kullandıklarından, maymunların bütün ayak parmakları çok iyi gelişmiştir. İki ayak üzerinde dik durma fonksiyonları gelişmiş insanda ise, diğer parmaklara kıyasen başparmaklara daha çok ihtiyaç duyulmuştur. Ayağın beşinci parmağı insanda zamanla ihtiyaç duyulmayan bir yapıya dönüştüğü için, pek fazla kullanılmamıştır. Neticede giderek körelen (rudimenter) beşinci parmak, küçük kalmıştır.”
Görüntüden hareketle, ayak parmaklarının anatomisine, fizyolojisine ve biyomekaniğine inmeden, hipotezlerden genel hükümler çıkarmak hakperest bir davranış değildir.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 21 Haziran 2008 - 10:36:54
Kemikler: Ayakta 2,3,4 ve 5. parmağın üçer kemiği (phalanx) vardır. Çeşitli iskeletler üzerinde ayak parmaklarının ortalama kemik boyları ölçüldüğünde, birinci parmağın boyu 2,8 cm; ikinci ve üçüncü parmağın boyu 2,3 cm; dördüncü ve beşinci parmakların boyu ise 2,1 cm olarak tespit edilmiştir. Tarak kemiklerinin (metatarsal) boyları ise, birinci tarak kemiği 6,6 cm; ikinci tarak kemiği 8,3 cm; üçüncü tarak kemiği 7,1 cm; dördüncü ve beşinci tarak kemiklerinin de 7 cm oldukları görülmüştür (Şekil 1). Parmak kemikleri ile tarak kemiklerinin toplam uzunlukları, Tablo 1’de verilmiştir.

Tablo 1’de görüldüğü gibi, birinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci parmak ve tarak kemiklerinin toplam uzunlukları yaklaşık birbirine eşittir. Beşinci parmakta küçülme yoktur. İlk bakışta aldatıcı bir küçülme var gibi görülebilir. Bu aldatıcı görünüm tarak kemikleri arkasındaki ön tarsal kemiklerin (cuboideum ve cuneiformların) diziliş hususiyetinden kaynaklanmaktadır. Tarak kemiklerini arka yüzlerinden aynı hizaya getirdiğimiz zaman ikinci parmak haricinde, diğer parmaklar yaklaşık aynı boyda olacaktır. Anatomik açıdan hâdiseye bakıldığında, beşinci parmakta dış görünüşe göre hüküm verildiğinden, bir küçülmeden bahsedilmiş; ama hakikatte öyle bir küçülme yoktur.



Ayak kasları: Ayağın beşinci parmağına on adet kas yapıştırılmıştır. Bu kasların, statik hususiyetlerinden ziyade fonksiyonel özellikleri önemlidir. Yürüyüş sırasında ve ayakta dururken, zeminin özelliğine göre bu kaslar değişik şekillerde ve sırada kullanılır. Yürürken ayağımızı kaldırdığımız anda, beşinci parmağı yukarı kaldıran iki adet kas kasılarak parmaklar yukarı kaldırılır (m.extansor digitorum longus, m. peroneus brevis’in kirişi). Bu kaslardan birine, hem parmak aralarını açıp-kapatmada, hem de ayak tabanının dışa çevrilmesinde yardımcı rol verilir. Ayağımızı ve parmaklarımızı yere bastığımızda ise, belirli kaslara topuğu kaldırma vazifesi gördürülür ve sonra bütün parmaklar yukarı kaldırılır (hiperextansion). Vücudumuzu ileri itmede, parmaklarımızı zemine doğru ters yönde bükme hareketi yaparız (flexion). İkinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci parmakların bükme işlemini gerçekleştirmesinde, iki kas (m. flexor digitorum longus ve brevis) vazifelendirilmiştir. Bükme hâdisesinde çok büyük bir kuvvete ihtiyaç duyulduğundan, bu kuvvetin parmağa ve kirişlere zarar vermeden aktarılması için m. longus ve brevis bloke edilir. Bu engelleme, ikinci bir destek noktası oluşturduğundan, eklem ve kemiklere zarar vermeden parmakların bükülmesi sağlanır. Bu iki kas dışında, beşinci parmağa bükme hareketinin yaptırılmasında vazifeli beş kas daha vardır (m. abduktor digiti minimus, m. abduktor digiti minimi brevis, m. opponeus digiti minimi, m. interossea dorsalis, m. interossea plantaris). Bu kaslarla; parmakların arasını açıp kapama; birinci parmağı, beşinci parmağa yaklaştırma vazifeleri yerine getirilir.

Ayağın beşinci parmağında vazifelendirilen bir başka kas, sadece 2,3,4 ve 5. parmağa yapışan m. lumbricalistir. Bu kas, ayak parmakları yere temas hâlinde ve topuk havada iken, parmaklar itme ve bükme (flexionda) hareketi yaparken, dört ve beşinci parmağı yukarı kaldırarak (extansion yaptırarak) yürürken ve koşarken ayağın takılıp düşmesine mâni olmakla vazifelendirilmiştir.

Şekil 1’i görmek için tıklayınız.

Beşinci parmak kemiğinin muhtelif yerlerine ölçülü ve dengeli olarak yapıştırılan 10 kasın
vazifesi sadece hareketi sağlamak değildir. Ayakta dururken statik denge vazifesini yerine getirmek de bunlara verilmiştir. Ayağın dış yanına yerleştirilen üç kasa (abduktor digiti minimi, abduktor digiti minimi brevis, m. lumbricalis) uzunlamasına statik yastık vazifesi verilmiştir. Bu kaslar, topuk kemiğinden (calcaneus) beşinci parmağın üst kemiğine kadar uzanır. Ayak yere tam bastığı zaman, vücut ağırlığının üç katı kadar bir ağırlığı kaldırabilir. Bu kasların fonksiyonları dikkate alındığında, beşinci parmağın körelmiş bir yapı olduğu iddiasının geçerli ve doğru olmadığı görülmektedir. Ayrıca aşağıdaki tespitler de bu hususu teyit etmektedir:
- Beşinci parmağa on tane kas, bir tane aponevroz (taban destek zarı) yapışırken; 2, 3 ve 4. parmağa yedi kas ve bir aponevroz; birinci parmağa ise, altı kas ve bir aponevroz yapıştırılmıştır. Diğer dört parmağa daha az sayıda kas yapıştırılmışken, körelerek geriye giden beşinci parmağa neden on kas ve bir aponevroz yapıştırılmış olsun ki?!..

Şekil 2’yi görmek için tıklayınız.

- Beşinci parmağın evrim süreci içinde yok olmaya doğru giden bir organ olduğu iddia ediliyorsa, yürürken ve koşarken düşmemizi önleyen m. lumbricalis kasının nereye yapışacağı sorusu cevapsız kalmaktadır (Şekil 2-A).

- Ayak birinci parmağı ile beşinci parmağını ortadaki parmaklardan uzaklaştırıp yaklaştırma hareketini seyrek yapmamıza rağmen, niçin bu kemiklere bağlanan kaslar körleşip kaybolmamış veya incelme ve zayıflamaya (atrofi) uğramamıştır?!..

Beşinci parmak ortadan kalktığında, topuk kemiğinden başlayıp beşinci parmağın üst kemiğine kadar uzanan m. abduktor digiti minimi ve m. abduktor digiti minimi brevis kasları (Şekil 2-B) nereye yapıştırılacaktır?! Kasın zayıflamaması için yapışma yerinin hareketli bir eklemi geçmesi lâzımdır. Hareket için tek yapışacağı yer, parmak kemikleridir. Tarak kemiklerine yapışsa hareketsizlikten incelme ve zayıflama olacak ve kas vazifesini tam yapamayacak, ayakta ağrılar başlayacaktır. Kasların kalın ve güçlü kalarak yastık vazifesi görmesi, devamlı çalışmalarına bağlıdır. Beşinci parmak kemiği yok edildiğinde ise;

1. Kas kirişlerinin (m. flexor digitorumlongus ve brevis) en yakın olan dördüncü parmak üst kemiğine yetişmesi için en az 1,5 cm uzaması lâzımdır. Uzatma işlemi nasıl gerçekleştirilecektir?

2. Topuktan ve bacaktan gelen diğer sekiz kas ve bir elâstik zar nereye yapıştırılacaktır?

3. Beşinci parmağın kaybıyla oluşan estetik bozukluk nasıl telâfi edilecektir? Bu kasların malzeme, yapı ve fonksiyonları, tesadüflerle, tabiatla, kendiliğinden meydana gelme gibi kör, akılsız ve iradesiz unsurlarla mı inceden inceye plânlanıp ortaya çıkarılacaktır?

4. Beşinci parmağın üstlendiği fonksiyonları kaybeden insan, yürümede ve koşmada daha mı iyiye gidecektir?! Koşarken, yürürken sürekli düşmeyecek midir? Merdiven-inip çıkarken müthiş bir uyum içinde çalıştırılan on kasın vazifesi hangi kaslara yaptırılacaktır?

Şekil 3’ü görmek için tıklayınız.

Aponevrozis Plantaris: Betonarme bir binada tavan dağılıp çökmesin diye, beton ve tuğlaları bir arada tutmak için aralarına demir yerleştirilir. Ayak tabanındaki aponevroz (elâstik zar) topuktan başlayıp 1,2,3,4 ve 5. parmakların uçlarına kadar uzatılmıştır. Yağ, kas ve diğer zarların içine kadar girerek ayak tabanına destek ve koruma vazifeleri yaptırılmaktadır. Böylece ayak tabanındaki dokular yerinde tutulur, âhenkli bir şekilde çalıştırılır ve iskelet için önemli destek vazifesi görür (Şekil 3).



Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 21 Haziran 2008 - 10:38:29
Sinirler: Beşinci parmağa yapıştırılmış on kasın çalışabilmesi için, sebep olarak altı ayrı sinir yoluyla beyinden gönderilen emirler gerekir (n. plantaris, n. plantaris medialis, n. plantaris lateralis, n. peroneus procindus, superficilas, n. tibialis). Ancak altı ayrı sinirle fonksiyonel hâle gelebilen bir parmak, bu sinirlerin hangi kaslara iletileceğini nasıl öğrenmiştir?

Ayaktaki damarlar, Şekil 3’te görüldüğü gibi dağıtılmıştır. Parmak uçlarında yer alan yastıkçık şeklindeki dolgunluklar pulpa olarak isimlendirilir. Beşinci parmağın yok olduğunu farzetsek bile, ayağın en ucunda mutlaka yağ dokusu ve cildin olması lâzımdır. Çünkü beşinci tarak kemiği ucunda, yağ ve deri dokusu (pulpa) olması lâzımdır ki, sinirler ağ şeklinde her noktaya dağılabilsin. Parmaklara ulaşan sinirler bu şekilde dağılmazsa, parmaklarda hissizlik ve yaralar meydana gelir. Ağ şeklinde dağılmayan sinirler, ufak travmalarda sinir düğümlerine (neurinoma) dönüşebilir. Kangrenden dolayı parmaklar kesilmek mecburiyetinde kalınırsa, sinir uzayıp düğümlenme olmasın diye, sinirler biraz daha geriden kesilir. Eğer düğümlenme olursa, kesilen yerde şiddetli ağrılar ve cereyan çarpıyor gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu tip muhtemel komplikasyonları önlemek için, sinirler geriden kesilir.

Şekil 4’ü görmek için tıklayınız.

Kesim bölgesine parmak ucu gibi yumruluk (pulpa) yapılırsa, his kaybı oluşmaz, hasta bu bölgedeki soğuk, sıcak ve acı gibi duyuları hissedebilir. Pulpa olmazsa beşinci tarak kemiği hizasından taşan fazlalıklar, ayakkabı vurmasıyla nasır ve yaralara sebep olur.

Biyomekanik açıdan ayaktaki ağırlık merkezleri
İnsan ayakta durduğu zaman vücut ağırlığı (yükü) çeşitli noktalara dağıtılır. Bu yük, birinci derecede topuk kemiğine ve ayağın birinci tarak kemiğinin başına, ikinci derecede beşinci tarak kemiğinin başına, üçüncü derecede ise 2, 3 ve 4. tarak kemiklerinin başlarına biner (Şekil 4).

Ayağın altına zeminle teması sağlamak üzere üç ana nokta yerleştirilmiştir. Dört ayaklı hemen her sehpa, masa ve sandalyenin (dört noktadan çok sayıda düzlemler geçmesi itibarıyla) zemine tam oturmadığını ve sallandığını, buna karşılık sacayağı teşkil eden üç ayaklı eşyaların zemine tam temas ettiği için sallanmadığını düşünecek olursak, ayakların rahmet, hikmet ve sanatlı yaratılışını daha iyi idrak ederiz. Birinci parmağın iki kalın kemiği, ayağın temas ettiği yeri itmek için kullanılır. Beşinci parmağın kemiklerinin kısa olması, metatarsal kemiklerin (tarak) özelliğinden kaynaklanır ve vücudu ileri itmek için bu şarttır. Diğer nokta olarak topuk kemiği çok hassas ölçülü bir şekilde dengelenmiştir. Parmakları bükmede vazifeli iki kas V şeklini alır. Bunlar geriye yapışan brevis kası ile V’nin ortasından parmağın en ucuna yapışan longus kasıdır ve longus kası parmağa dik bir çizgi şeklinde yerleştirilmiştir. Hayali olarak beşinci parmağın uzadığını kabul edersek, uzun parmakta itme gücü daha zayıf olacaktır. Beşinci parmağa bükme yaptırmada vazifeli kas kuvvetli kasılırsa, mesafe uzadığı için itme kuvveti de azalacak veya kuvvete dayanamayan kasın tendonu (kiriş) yerinden kopacaktır. Beşinci parmağı görünüşte kısa olmasının hikmeti; parmaklar, vücudu ileri iterken yürümenin periyodik devamını bir çemberin dönüşü kolaylığında yakalamak, hem takılıp düşmeden, hem de dokulara zarar vermeden yürümeye vesile olmaktır. (Şekil 5)

Şekil 5’i görmek için tıklayınız.

Üzerine ikinci derecede yük binen, vücut ağırlığını itme kuvvetiyle ileriye hareket ettirmede ve takılıp düşmeyi önlemede vazife yapan beşinci parmak neden körelsin?! Evrimin mantığına göre üçüncü derecede yük binen 2, 3 ve 4. parmak kemiklerinin körelmesi gerekmez miydi?!..

Özetlersek, ayağın beşinci parmağının donanım (arter, sinir, vena, tendon, kemik vb.) bakımından diğer parmaklardan hiçbir farkı yoktur. Ayrıca tendonların kemiğe yapışma yerleri, diğer parmakların yapışma yerleriyle tam tamına aynı şekildedir. Bütün bunlar, beşinci parmağın külli bir İlim ve İrade Sahibi’nin takdiriyle yaratıldığını açıkça göstermez mi?!.

Tüm bu bilgiler Dr.Arslan Mayda tarafından kaleme alınmıştır....


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: tugce ısık üzerinde 21 Haziran 2008 - 21:09:01
VERDİĞİN BİLGİLER İÇİN TEŞEKKÜRLER METU GEN.YALNIZ BENİM SÖYLEMEK İSTEDİĞİM ,BENİ AŞAN İŞİN BİLİMSEL BOYUTUNDAN ÖTE,TANRI VARLIĞIYLA BAĞDAŞTIRILMASI KONUSUNDAYDI YORUMUM.BİR İLİM VE İRADE SAHİBİ TARAFINDAN YARATILDIĞI AŞİKARDIR BENİM İÇİN DE.DEMEK İSTEDİĞİM VÜCUDUN DEĞİŞİMİ HER NE ŞEKİLDE OLURSA OLSUN BİR YARATICININ VAR OLMADIĞINI KANITLAMAZ.İNSANLAR İÇİN TANRI TARAFINDAN UYGULANMIŞ TEK BİR TASARIM VARDIR GÖRÜŞÜNE KARŞILIK DOĞA BİR SÜREÇ VE DÖNÜŞÜM İÇİNDEDİR.KURANDA OKUNULAN KALIPLAŞMIŞ İFADELERİ BİR DEĞİŞİKLİKLE KARŞILAŞTIKLARINDA REDDEDEBİLECEK YADA HERHANGİ BİR DEĞİŞİKLİĞE KARŞI SABİT BİR GÖRÜŞÜN SAVUNUCUSU OLACAK ZİHNİYETEYDİ CEVABIM


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: latif köybas üzerinde 22 Haziran 2008 - 16:22:41
Anlamak,bilmek,duymak ve hissetmek!Neyi?
insan,sorularin ve kaynaginda sorgulayici meraklarin zincirlemesinde,bilimi ve arastirmayi da yanina alarak doganin gizemine,kendisinin bilinmezligin de yasadigi celiskilere yanitlar bulmaya calisarak anlamin derinliginde kendinin izini sürmeye devam edecek.Kendi icinde ki"hayvani"gördükce ilkelliginin,bilgeligin cöl yalnizligina daldikca sesizligin ruhunda ilahi olanin gel gitlerinde kendini hep arayacak.Bazen yasamin anlami tek bir cümlenin izdüsümü oluverir,nedir o?KENDINI ARAMAK,BULMAK!Mutluluk ve kendinle barisik olamanin duygusal hazzini,benliginin aynasindaki yalinligin aydinligin da bulan insan icin yasam bitmesi istenmeyen ve sürekli yürünerek yeni hazlara kapi aralayan bir okuldur.Kimine göreyse,elle tutulan nesnelere sahip olmanin duygu yanilsamasini,egoizminin karmasik cangilin da,aldatici mutluluklarla tatmaktir.Insan dogmakla "insan olmak"arasindak ki farki evrimsel sürecin labaratuarlarinda arayan bilim adamiyla,kendi anlamini bulmanin ic derinligini yasamin odagina alabilmenin derin görüsü,bizleri daha bitmi olmayan sorularla arayislara sürükleyecektir.Bu arayislarin en güzeli de herhalde insanin kendini aramasi olsa gerek.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç üzerinde 23 Haziran 2008 - 14:17:21
Ebabiller'e dediğinilmemiş. Güzel. ...Ebabil'ler ile ilgili yorumlarınızıda merak etmekteyim... :) :

İletimin sonunda bir not bırakmışım, ama üzerinde düşünülmemiş belli ki.   

[[  Hz. İnsan'a geçmişin hikâyeleri değil, kendi gerçeğini anlatacak bir AYNA lazım! ]]

Kur’an geçmişin hikâyelerini anlatmıyor.

Geçmişin hikâyelerini ne yapayım ben? Ne yapayım Ebrehe’nin fillerini, Ebabil kuşlarının olağanüstü hikâyelerini, Âdem’in geçmişteki hikâyesini, Tufanı? Tarih kitapları yığınla ibretlik hikayelerle dolu..

Evrende fizik-biyoloji-kimya kanunları dâhilinde o kadar mucizevî olaylar var ki yüce tanrının (!) sözde mucizevî güç gösterileri şahsımda hayranlık uyandırmıyor. Tanrı kusura bakmasın.. Kalbim mühürlü ne yapayım!

Sizler de kusura bakmayın, ne Ebabil sürülerine, ne insanın biyolojik babasız doğumuna, ateşte yanmamaya inanıyorum.  Halkın anladığına ve inandığına değil, Kuran’ın İŞÂRET ettiğine..

Geçmişin yaşanmış bitmiş hikâyeleri diye düşünülen kıssalar, Âdem evladının yaşadığı içsel yolculuğun dünya AYNAsında, bu boyutun kelimeleriyle anlatımından başka bir şey değil. Anlatılmak istenenin, işaret edilen MANAnın SEZİLmesi de ancak AYNAnın temizlenmesiyle mümkün ancak!

Fark edeceğin(iz) gibi  dine, Kur’ân’a bakış açım çok farklı.. Bu yüzden tartışmamızın hiç bir yararı olmayacak. Yani, o konu hakkında ne düşündüğümü merak etme :=)

AYNA temizlenip görüntü netleştiğinde “Elem tera (GÖRmedin mi ?)” denilir, o zaman MANA açılmış olur ;=).  İlginç ki, geçmişte (!) yaşanmış bitmiş (!) bir olay için “Görmedin mi” deniliyor ?!..

[[ Sözlerdeki sûret, sûrete kapılanı azdırır, yolunu kaybettirir; mânâya bakan kişiye ise yol gösterir, doğru yolu buldurur. Örneklerin sûretlerine can ver de bütün harfleri akıl ve can olsun, can cennetine uçup gitsin. Senin sâyende can âleminden gelip harf tuzağına tutuldular, mahpus oldular (Mevlana) ]]

Son olarak da, ileriki çalışmaların için yardımcı olabilir düşüncesiyle bir-iki ipucu vereyim.. İpin gittiği yeri bulmak sana kalmış artık.

Arapça'da Tâir=Kuş, Tayr=Kuşlar anlamına gelir. Fîl sûresinde ise Tayran (Sonunda fazlalık Elif var)= Uçan şeyler, Uçucular anlamına gelir. Yani orada kuşlar diye bir ifade geçmiyor. Uçak (!) bile olabilir :=).

Ebabil ise bir kuş cinsi değil, müfessirlerin çoğuna göre "sürüler halinde" anlamına gelmekte..

Fakat, Arapça'nın kardeşi İbranice kökle düşünülürse E BâB-İL "Tanrı'nın Kapısı" anlamına gelir (İ SRa-İL (Tanrı'nın kulu), İ SMa-İL (Tanrı'nın işittiği) deki gibi..). Ki Arapçada "Bâb", Kapı anlamına gelir.

eRSeLe Aleyhim>>İçsel boyutlardan Şuurda açığa çıkış..

"Ashabı Fîl'"de de, "Fil hayvanına" malik birilerini değil de, Fil hayvanının İnsan egosundaki hangi olumsuz özelliğine mecaz olduğunu düşünerek bir yerlere varabilirsin..

Hadi Hoşçakal..

.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: bilgehan paray üzerinde 24 Haziran 2008 - 17:00:55
evrim BİLİMSEL bir teoridir.O halde evrimi bilimsel yöntemle sınamalıyız.Kutsal kitapalardaki ayetlerle değil.Bence temel sorun insanların bilim felsefesini kavrayamamış olmalarıdır.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 24 Haziran 2008 - 22:52:11
Evrim modeli, bilimsel bir verileri tahmin etmede etkili bir çerçeve olsaydı, elbette doğa olaylarında egemen olan temel ilkeleri öngörürdü. Maddenin bir takım aşamalardan geçerek, elementlere,yıldızlara, kimyasal polimerlere,canlı hücrelere,kurtşuklara,balıklara,amfibyumlara, sürüngenlere memelilere ve son olarak da insana evrimleimiş olduğu ileri sürülüyor.Bu doğruysa sistemleri sürekli olarak daha yüksek karmaşıklık seviyelerine iten güçlü ve yaygın bir ilke olmalıdır.Bu evrim modelinin en temel ve en önemli öngörüsüdür.Öyleyse doğaya yeni sistemlerin dahil olmasını sağlayan ve varolan sistemleri daha yüksek sistemler haline getiren temel bir ilke olmalıdır.Evrim modelinin kökenler ve gelişmeyle ilgili görüşleri geçerliyse, doğada işleyen böye bir ilkenin gerçekten bulunması gerekmektedir.

Bir evrimcinin doğa yasaları hakkında hiçbir ön bilgisi olmasaydı ve tahminlerini ancak evrim modeline göre yapacak olsaydı, doğada işleyen bu çeşit bir temel ilkenin varlığını kesinlikle çngörürdü. Doğanın süreçlerini ölçerken de ilkenin ilkenin işlediğini görmeyi beklerdi. Evrim varsayımlarından yola çıkıldığında, termodinamiğin birinci ve ikinci yasalarını hiç kimse beklemezdi.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç üzerinde 25 Haziran 2008 - 14:28:42

Evrim varsayımlarından yola çıkıldığında, termodinamiğin birinci ve ikinci yasalarını hiç kimse beklemezdi.

" 'Yoktan yaratılış' varsayımlarından yola çıkıldığında, termodinamiğin birinci ve ikinci yasalarını hiç kimse beklemezdi " olmasın ?

"Açık bir sistem" dışarıdan enerji girdisiyle düzensizlikten düzenliliğe>>kompleks yapıya geçebilir.

Organizmaların hücresel süreçlerinde basit moleküllerden karmaşık sistemlere dönüşümü sağlayan yığınla reaksiyon var.

Bu durum termodinamiğe ters değil ise benzer şekilde ve aynı mantıkla Evrimsel süreç de termodinamiğe ters değildir.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç üzerinde 25 Haziran 2008 - 15:00:38

Allah(c.c) bizleri yoktan var etiğini ayetinde söylüyor.

Hayır, "YOK"tan değil, SU, TOPRAK, ÇAMUR vs. ile İŞÂRET edilenden meydana getirdiğini söylüyor. Arapça orjinalinde böyle bir manaya (yoktan yarattık) rastlanmaz. Yâni, hiç bir âyette yoktan yarattık diye bir ifâde yok. Dikkat edersen hep bir "safha" ile yaratım var!

Diğer bazı başlıklar altında da dile getirdiğim gibi Kur'an âyetlerinde "Yaratmak" kelimesi "yoktan var etmek" anlamında değil (Çamurdan, sudan, balçıktan, alak’tan yaratım) "safhalar/evreler halinde başka bir şeye dönüştürmek, meydana getirmek" anlamında kullanılmaktadır (Bknz. Mü’minun/12-13-14). Hiçbir varlığın yaratımının aracı sebepler olmaksızın meydana getirilmediği fark edilebilir.

Bu arada Gökhan, Sayın Hatipoğlu'na ulaşamadın sanırım ?

Alıntı sahibi: metu  gen
eğer atomic yapıları bile iyi biliyorsak bunun ne kadar şaşırtıcı derecede doğru olduğunu öğreniriz.

Evrende zerre hacminde BOŞLUK yok! BOŞLUK sanılan her yer tıkabasa ENERJİ alanlarıyla dolu..
 
Alıntı sahibi: metu  gen
varlıkların yaratılmasını nasıl tesadüf olarak değerlendirebiliriz.

Evrim, tesâdüf demek değil, bir çok kez bu forumlarda tartışıldı, dile getirildi.

Evrimsel süreç rastlantılarla ilerleyen bir olgu değil, biyokimyasal kanunların etkinliğiyle zorunlu olarak KENDİLİĞİNDEN ilerleyen bir gereklilikler GERÇEĞİdir.

Rastgele meydana gelen sadece mutasyonlardır. Rastgele olarak adlandırılması da genetik değişikliğin (Örneğin, A nükleotidin bir atomunda meydana gelen radyasyon ile değişim geçirmesi, DNA'yı kopyalayan enzimin belirsiz bir zamanda hata yapması) nerede ve ne zaman ortaya çıkacağının önceden bilinememesinden kaynaklanmaktadır. Bu hesaplanamazlık ise evreni indeterminist olarak gören kuantum teoreminin kapsamına ve kaotik sistemlerde hesaplama alanına girmektedir.

Evrim'in ilerletici mekanizması olan "doğal seçilimde" ise rastlantı yoktur. Çünkü ortama uyum sağlayamayan bireyleri zorunlu olarak öldürür, uyum sağlayan bireyler-populasyonlar ise zorunlu olarak seçilmiş olurlar.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 25 Haziran 2008 - 18:11:22

Evrim varsayımlarından yola çıkıldığında, termodinamiğin birinci ve ikinci yasalarını hiç kimse beklemezdi.

" 'Yoktan yaratılış' varsayımlarından yola çıkıldığında, termodinamiğin birinci ve ikinci yasalarını hiç kimse beklemezdi " olmasın ?

"Açık bir sistem" dışarıdan enerji girdisiyle düzensizlikten düzenliliğe>>kompleks yapıya geçebilir.

Organizmaların hücresel süreçlerinde basit moleküllerden karmaşık sistemlere dönüşümü sağlayan yığınla reaksiyon var.

Bu durum termodinamiğe ters değil ise benzer şekilde ve aynı mantıkla Evrimsel süreç de termodinamiğe ters değildir.

Termodinamik yasaları ısı alış verişiyle ilgili bir yasa olmasına ve ısı hareketlerini açıklamasına rağmen sonuçları itibariyle yaşamı ve varlığı temelinden etkileyen yasalardır.
Albert Einstein bu yasayı “ bütün bilimlerin birinci kanunu” olarak tanımlamıştır. Ünlü fizikçi Sir Arthur Eddington ise “en üstün metafizik kanunu” olarak bahseder.
Termodinamiğin birinci yasası “enerjinin korunumu” yasası olarak da bilinmektedir. Buna göre evrende var olan enerjinin yok edilemez ve yeni bir enerjinin var edilemez. Gerçekte enerji hiçbir işlemle oluşturulamaz sadece dönüştürülebilir. Örneğin bir araba motoru vasıtasıyla hareket enerjisi üretir ve arabayı hareket ettirir. Bu enerjiyi oluşturan, yakıtta bulunan enerjinin motor içinde yakılarak harekete dönüştürülmesinden meydana gelmektedir. Yani benzinin sahip olduğu enerji harekete dönüşmüştür. Bir hidroelektrik santralinde suyun sahip olduğu hareket enerjisi türbinler kullanılarak elektrik enerjisine dönüştürülmektedir. Daha sonra bu enerji örneğin bir lambada yakılarak ışık enerjisine dönüştürülür. Hiçbir safhada yeni bir enerji meydana getirilmediği gibi yapılan sadece bir dönüştürmedir.
“Entropi yasası olarak bilinen termodinamiğin ikinci yasası da bu dönüşümde verimin hiçbir zaman tam olmayacağını söyler. Yine araba örneğine geri dönersek, motorda yakılan enerjinin tamamı hareket için kullanılamaz. Bir kısım enerji ısıya dönüşmektedir. Yada yaktığımız bir ampulde tüm elektrik enerjisini ışığa çeviremeyiz. Bir kısım enerji ısıya dönüşerek çevreye yayılır. Bu kaybolan enerjidir. Eğer bir yerde enerji dönüşümü varsa, orada mutlaka kayıp olan bir enerji vardır.
Enerji sürekli hareket halindedir . Bir yerden diğer yere akar. İçmek için hazırladığınız bir bardak sıcak çay bir süre beklerse soğur . Bu soğuma oda sıcaklığıyla suyun sıcaklığı arasında enerji farkı kalmayıncaya kadar sürer. Sıcak bir odada ısı sürekli olarak soğuk dış ortama kaçmaya eğilimlidir. Eğer oda sürekli olarak ısıtılmazsa, bir süre içinde iç ortamın sıcaklığı dış ortamın sıcaklığına eşit oluncaya kadar soğur. Fakat bu reaksiyonların hiç biri tersinir değildir. Yani bir bardak çay durduğu yerde kendiliğinde ısınıp sıcaklığı artmaz.
Evrendeki her hareket bir enerji dönüşümü sonucunda olur. Evreni ayakta tutan bu dönüşümün sürekliliğidir. Fakat bu dönüşümün her adımda verim hiçbir zaman bir olmayacağı için, ortaya hep bir kayıp çıkar. İşte her enerji dönüşümünde meydana gelen bu kayba entropi denmektedir.

Entropi artık işe dönüştürülemeyen enerji miktarının ölçüsüdür. Bu terim ilk olarak 1868 yılında Alman fizikçi Rudolf Clausius tarafında kullanılmıştır.
Termodinamiğin ikinci kanunu evrende kendi haline, doğal şartlara bırakılan tüm sistemleri, zamanla doğru orantılı olarak düzensizliğe, dağınıklığa ve bozulmaya doğru gideceğini söyler. Canlı cansız herşey zaman içinde aşınır, bozulur, çürür , parçalanır ve dağılır. Bu er yada geç her varlığın karşılaşacağı bir sondur. Bu kanuna göre bu kaçınılmaz olan bir süreçtir. Zamanı meydana getiren harekettir. Evrende hareketin olmasını sağlayan ise enerji dönüşümüdür. Zaman ilerledikçe enerji dönüşür ve entropi değeri sürekli artar. Zamanı durdurmak ve geri çevirmek nasıl imkansızsa entropi artışını da durdurmak ve geri çevirmek o derece imkansızdır.
İçinde bulunduğunuz ortamın, dünyanın , güneş sisteminin ve tüm galaksinin entropi değeri yani düzensizliğe akışı sürekli olarak artmaktadır. Her geçen saniye gerçekte mutlak düzensizlik ve yok oluşa gider bir adımdır.
BÖLÜM:2
ENTROPİ VE EVRENİN YARATILMASI
Tarih boyunca insanlar “yaşadıkları evrenin nasıl meydana geldiğini” sorusuna cevap aramışlardır. Ortaya çıkan bir çok düşünce akımı evrenin meydana gelişiyle ilgili bir çok açılama getirmeye çalışmıştır. Bunlardan birisi de materyalist düşüncenin ortaya attığı iddiadır. Materyalist felsefenin temel özelliği maddeyi mutlak varlık olarak saymasıdır. Bu düşünceye göre madde sonsuzdan beri vardır ve var olan şeyde maddeden ibarettir.
Oysa Hıristiyanlık Yahudilik ve İslam dini gibi ilahi dinlerin kutsal kitaplarında ise bu düşüncenin tam tersi bildirilmektedir. Bu ilahi kitaplara göre tüm evren her şeyi yoktan var etme gücüne sahip olan yüce Allah tarafından yaratılmıştır ve tüm evrenin bir başlangıcı vardır.
Dinlerin ortaya koyduğu bu gerçek termodinamik yasaları açısından da doğrulanırken, materyalist düşüncenin ortaya attığı tüm iddiaları yalanlamaktadır.
Eğer termodinamiğin ilk yasasına tekrar dönersek, bu yasa bizlere evrende var olan enerjinin kendiliğinden yaratılamayacağını ve var olanında yok edilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Evrenin içinde var olan hiçbir mekanizma yada güç bunu gerçekleştiremez. Termodinamiğin ikinci yasası ise evrende var olan enerjinin sürekli olarak kullanılmaz hale geldiğini ve bu entropi artışıyla bir gün evrenin tümüyle bozulup çökeceğini ortaya koymaktadır.
Şu an bizler sürekli bozulmakta olan bir evrende yaşamamıza rağmen var olan bir düzen sürmektedir. Eğer tüm evren materyalist düşüncenin iddia ettiği gibi sonsuzdan beri var olmuş olsaydı. Şimdiye kadar gerçekleşen entropi artışı evrenin çökmesine sebep olacaktı. Oysa evren hala varlığını sürdürmektedir. Bu yasalar bizlere evrenin bir başlangıç anında yaratıldığını açıkça göstermektedir. Tüm evren ve içinde var olan her şey bir başlangıç anında yaratılmıştır.
Termodinamiğin birinci yasasına tekrar düşünürsek, bu yasaya göre var olan enerji yok edilemez yada yoktan var edilemez. Evren içinde var olan hiçbir varlık bunu gerçekleştirme gücüne sahip değildir. Peki bu sıfır anında evrende var olan enerji ve madde nasıl var olmuştur?

Ünlü Amerikalı astrofizikçi Hugh Ross evrenin yaratılışıyla ilgili bu soruya şöyle cevap verir:
“Zaman, olayların meydana geldiği boyuttur. Eğer madde, patlamayla birlikte ortaya çıkmışsa, o zaman evreni meydana getiren nedenin evrendeki zaman ve mekandan tamamen bağımsız olması gerekir. Bu bize Yaratıcı’nın evrendeki tüm boyutların üzerinde olduğunu gösterir. Aynı zamanda Yaratıcı’nın bazılarının savunduğu gibi evrenin kendisi olmadığını ve evreni kapladığını, sadece evrenin içindeki bir güç olmadığını kanıtlar.” Hugh Ross, The Creator and the Cosmos: How Greatest Scientific Discoveries of The Century Reveal God, Colorado: NavPress, revised edition, 1995, s. 76
Tüm doğa kanunları gibi termodinamik kanunları da bizleri evrenin yaratılışını ve onun yaratıcısı olan Yüce Rabbimizi göstermektedir. Enam Suresinin 101. ayetinde buyurulduğu gibi Allah “gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır.”


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 25 Haziran 2008 - 18:13:32
Allah(c.c) bizleri yoktan var etiğini ayetinde söylüyor.

Alıntı sahibi: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
  Hayır, "YOK"tan değil, SU, TOPRAK, ÇAMUR vs. ile İŞÂRET edilenden meydana getirdiğini söylüyor. Arapça orjinalinde böyle bir manaya (yoktan yarattık) rastlanmaz. Yâni, hiç bir âyette yoktan yarattık diye bir ifâde yok. Dikkat edersen hep bir "safha" ile yaratım var!


Doğru söylüyorsun anlatmak istediğimi yanlış aktardım özür dilerim...

 Saffat – 11. muhakkak ki, biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.





Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 25 Haziran 2008 - 18:39:13

Alıntı sahibi: metu  gen
eğer atomic yapıları bile iyi biliyorsak bunun ne kadar şaşırtıcı derecede doğru olduğunu öğreniriz.

Evrende zerre hacminde BOŞLUK yok! BOŞLUK sanılan her yer tıkabasa ENERJİ alanlarıyla dolu..


Evet boşluktan ne kastettiğimize bağlı tabi.Eğer atmosferede baksak orayada boş deriz fakat gaz molekülleriyle dolu. İşte aynı öylede atomun içindede boşluklar var(Rutherford deneyine bakınız) tabiki buda elektromagnetik alanlarla çevrili.



Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: kn an akyuz üzerinde 25 Haziran 2008 - 18:47:34
sayın alp eren oncelıkle oncekı yazılardan bırtanesıyle ılgılı bir şey soylemek ıstıyorum beni hikayeler ilgilendirmez kuran bir sürü hikayelerden oluşuyor gibi şeyler yazmıştın yanlış hatırlamıyorsam.biraz esprili bi yaklaşım olcak ama kuran da ahmet dayı bakkala gitmiş ekmek almış gibi basit olaylardan oluşmuyor tamamen örnek olacak insana ders verecek ve tekkerrür etmeye müsahit olaylar anlatılıyor bu konuya değinmek istedim öncelikle.
Bir diğer konu ise evrim düşünceleriyle ilgili.Şimdi birçok bilimsel yazı yazılıyor bu konu hakkında vede çok kimseninde anladığını sanmıyorum bu yüzden çok da bilimselleşmeden basit bir şey sormak istiyorum.
diyelimki canlılar tek bir hücreden yaratıldı gelişti yaşam koşullarına göre kimi yüzdü kimi uçtu.fakat bi tezatlık söz konusu.Zürafayı örnek alalım.Bu hayvan yüksek boylu ağaçlar olduğu için ve hayatını devam ettirmek için boynunu uzatmak zorunda kalmış ve bugünkü şeklini almış.Peki nasıl oluyorda başlarda boynunu uzatamadığı dönemlerde aç kalmamış ve nesli tükenmemiş.Hadi diyelim ozaman yerdeki yiyecekleri yemiş peki ozaman neden boynunu uzatmış.
Son derece basit olduğunu düşündüğüm bu soruyu cevaplarsanız sevinirim.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç üzerinde 25 Haziran 2008 - 19:18:04
Sevgideğer "metu gen",

Konumuz canlı türlerinin yeryüzünde belirişiyle alakalı.

Bir önceki iletimde "Canlıların yeryüzünde 'yoktan meydana getirildikleri' iddiası-inancı termodinamik yasalarla çelişirken (çünkü bir anda belirli karmaşıklıkta bir canlı türü oluşamaz), birikimli seçilim sonucu uzun süreçler sonucunda türlerin birbirine dönüşümünü belirten Evrim gerçeği Termodinamikle çelişmez" demeye çalışmıştım.

Fakat, konuyu yaptığın alıntılarla (hatalı içeriğiyle) farklı bir yere, evrenin başlangıcına, materyalizmin-dinlerin görüş-iddialarına çektin :=).

Eğer termodinamiğin ilk yasasına tekrar dönersek, bu yasa bizlere evrende var olan enerjinin kendiliğinden yaratılamayacağını ve var olanında yok edilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Evrenin içinde var olan hiçbir mekanizma yada güç bunu gerçekleştiremez.

Yazı sahibi inancı doğrultusunda-yönlendirici bir tanımlama yapmış.

Kanun şu: "Enerji yoktan var ol(a)maz, vardan da yok ol(a)maz". Bu tanıma "kendiliğinden, bir başkası hariç, evren içinde-dışında" gibi manuple edici eklemeler lütfen yapılmasın.

Bu görüş farkında olmadan da Tanrı'yı Evren dışı bir varlık olarak lanse ediyor!

Tanrıyla Evren arasında bir sınır mı var? Sınır varsa, Tanrı'nın varlığının bittiği, evrenin başladığı bir yer, yani sınırlı bir Tanrı anlayışı ortaya çıkar. Evren Tanrı'nın neresinde? İçinde mi, dışında mı? Big Bang'i -kendi varlığına atfen- nerede patlattı? Biz Tanrı içinde boşluklar mıyız ? Düşünülmeli, dikkat edilmeli, Tanrı'yı iyi tanımalı..!

Alıntı sahibi: metu  gen
Termodinamiğin ikinci yasası ise evrende var olan enerjinin sürekli olarak kullanılmaz hale geldiğini ve bu entropi artışıyla bir gün evrenin tümüyle bozulup çökeceğini ortaya koymaktadır.

Son bulgular ise Evrenin kendi içine çökmeyeceğini, tam aksine ivmesi artan bir hızla genişlediğini söylüyor.

Alıntı sahibi: metu  gen
Şu an bizler sürekli bozulmakta olan bir evrende yaşamamıza rağmen var olan bir düzen sürmektedir.

Evrenimizin kendisi kapalı bir sistem (açık da olabilir), ama kendi içinde lokal açık sistemler barındırmaktadır, işte güneş sistemi, dünya, bitkiler.. Bitkiler sürekli olarak Güneşten enerji alıyor ve düzensizlikten düzenlilik oluşturuyor. Canlılık budur zaten.. Lokal düzeyde düzen oluşabilirken (!) [Bitki canlılığını, düzenliliğini idâme ettirirken], genel düzeyde entropi artmaktadır [Bitki bu yaptıklarıyla genel entropi artışına sebep olur] (Eğer evren açık bir sistem ise bu da kesin değil)

Alıntı sahibi: metu  gen
Evren içinde var olan hiçbir varlık bunu gerçekleştirme gücüne sahip değildir. Peki bu sıfır anında evrende var olan enerji ve madde nasıl var olmuştur?

Termodinamik kanununu asla göz ardı etmeden bu soruya "enerjinin çok boyutlu evrenlerden geldiğini" söyleyebiliriz. Evren dışında bir Tanrı'ya da gerek kalmaz!


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç üzerinde 25 Haziran 2008 - 19:31:19
sayın alp eren beni hikayeler ilgilendirmez kuran bir sürü hikayelerden oluşuyor gibi şeyler yazmıştın yanlış hatırlamıyorsam.

Unuttu isen hemen yukarıda iletimden ne dediğimi okuyabilirdin :=).

Kur'ân (ibretlik veya değil) hikâye kitabı değil demiştim..

Alıntı sahibi: kn an akyuz
Zürafayı örnek alalım.Bu hayvan yüksek boylu ağaçlar olduğu için ve hayatını devam ettirmek için boynunu uzatmak zorunda kalmış ve bugünkü şeklini almış.

Zürafa'nın bu konuda bilinçli bir eylemi yok.. Çevre baskısı ilgili tür için hangi yönde oluyorsa en iyi uyum sağlayanlar koşulların kendisi nedeniyle seçiliyor. Uyum sağlayamayan bireyler zamanla eleniyor.

Alıntı sahibi: kn an akyuz
Peki nasıl oluyorda başlarda boynunu uzatamadığı dönemlerde aç kalmamış ve nesli tükenmemiş.

Aç kalmamış :=).

Alıntı sahibi: kn an akyuz
Hadi diyelim ozaman yerdeki yiyecekleri yemiş peki ozaman neden boynunu uzatmış.

Boynu kısa olan bireyler de karnını doyurabiliyorken :=), zürafa populasyonundaki bireylerden kimisinde uzun boyluluk o çevre içinde avantaj yarattığı için zamanla bu avantajlı türlerin zürafa cemaati içinde sayıca baskın olmasını sağlamış.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 25 Haziran 2008 - 23:20:24
Sevgideğer "metu gen",

Konumuz canlı türlerinin yeryüzünde belirişiyle alakalı.

Bir önceki iletimde "Canlıların yeryüzünde 'yoktan meydana getirildikleri' iddiası-inancı termodinamik yasalarla çelişirken (çünkü bir anda belirli karmaşıklıkta bir canlı türü oluşamaz), birikimli seçilim sonucu uzun süreçler sonucunda türlerin birbirine dönüşümünü belirten Evrim gerçeği Termodinamikle çelişmez" demeye çalışmıştım.
Alıntı
Birikimli Seçilim
Canlıların rastlantı eseri ortaya çıkamayacak kadar olasılık dışı ve güzel ‘tasarlanmış ’olduğunu gördük. Öyleyse, nasıl var oldular? Yanıt-ki Darwin’in yanıtıdır bu şöyle: Canlılar, basit başlangıçların, rastlantı eseri hayat kazanabilecek kadar basit ilkel varlıkların, kerte kerte, adım adım dönüşümüyle ortaya çıktı. Bu birikimli süreci yönlendiren etken hayatta kalabilme çabasıdır ve gelişigüzel değildir. Bu bölümün amacı da, birikimli seçilimin gelişigüzel olmayan, temel bir süreç olarak gücünü gösterebilmektir. (1)

Yukarıdaki anlatım ne kadar açık değil mi? Bir evrimci profesör rastlantı, yani random süreçlerin, evrimin içinde olamayacağını itiraf ediyor. Peki, Rastlantı olmaz ise, deneme yanılma nasıl olur? Deneme yanılma olmaz ise birikim nasıl oluşur? Burada terk edilen sav ‘rastlantı ve olasılık mıdır? Yoksa ateizmin ta kendisi midir? Hayatta kalabilme güdüsü ve basit başlangıçlar-ki o basit başlangıçlar terk edilen rastlantı eseri hayat kazanabiliyorsa profesör ne demek istemektedir?

Aslında Sayın Richard Dawkins istemeye istemeye de olsa tasarımın varlığının aşikârlığı karşısındaki çaresizliğini kelimelerin arkasına gizlenmeye çalışarak, çaresizce inancını müdafaaya çabalamaktadır. Kendi kişisel seçimi olan, Darwinizmin bilinen hiçbir metodu ile tasarımı akli bir biçimde teoriye uygun anlatamayacağını da bilmektedir. Yapmaya çalıştığı ise sadece kitabın son paragrafında özetlemiştir;

Darwinci dünya görüşünün tüm mücadelesi bu iki koşulun sağlanması, yavaş yavaş, kerte kerte gelişen birikimli doğal seçilimin varlığımızın nihai açıklaması olması içindir. Evrim Kuramının da kerteciliği inkâr eden ve doğal seçilimin oynadığı merkezi rolü inkâr eden uygulamalar varsa, bunlar belirli örneklerde doğru olabilir. Fakat gerçeğin tümü olamazlar, çünkü evrim kuramının en can alıcı noktasını, astronomik olasılık dışılıkları çözümleme ve mucizeleri açıklama gücünü veren özünü inkâr etmektedirler. (2)

Bu genelde, bilimsel bir bulmacanın o zamanın bilimsel yetisi ve bilgisinin üzerinde olmasında kaynaklanır. Bilimde, bir makine, bir yapı yâda sürecin bir eylem yapması fakat bunu gerçekleştiren mekanizmaların bilinmemesinden ötürü “Kara Kutu “adlı garip bir terim vardır. Darwinin zamanında hemen hemen tüm biyoloji bir kara kutuydu, sadece hücre yâda göz değil sindirim ve bağışıklık sistemleri gibi birçok konuda böyleydi Çünkü nihai olarak hiç kimse biyolojik sürecin nasıl oluştuğunu açıklayabilecek durumda değildi.
Yeni Darwinci Hareketin önderlerinden olan ünlü tarihçi ve biyolog Ernst Mayr şuna değinmiştir;

Herhangi bir bilimsel devrim yada teori tüm çeşitleriyle Kara Kutuları kabul etmek zorundadır, bunun için eğer birileri tüm kara kutuların açılmasına kadar beklemek zorundaysa, bu kişinin zihinsel gelişmeler göstermesi asla mümkün olamayacaktır. Bu doğrudur. Fakat daha önceki günlerde tüm kara kutular nihayet açıldığında bilim ve bazen de tüm dünya değişmeye başlamıştı. Biyoloji Darwin’in ileri sürdüğü modele kıyasla olağanüstü gelişme gösterdi. Ve şimdi Darwin’in kabul ettiği Kara Kutular teker teker açıldı ve dünya görüşümüzde temelinden sarsıldı. (3)

1.Daniel C. Dennett, Aklın Türleri-bir bilinç arayışına doğru-Varlık/Bilim, sayfa 32
The Blind Watchmaker, Oxford University Press 1986 TÜBİTAK popüler bilim kitapları  Sayfa 55
2.Sayfa 404
3.Micheael J. Behe moleküler makineler adlı makalenin kalvenizm adlı kısmıdır.
Orijinal metni: http://www.arn.org/docs/behe/mb_mm92496.htm bulabilirsiniz.



Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 25 Haziran 2008 - 23:51:25


Yazı sahibi inancı doğrultusunda-yönlendirici bir tanımlama yapmış.

Kanun şu: "Enerji yoktan var ol(a)maz, vardan da yok ol(a)maz". Bu tanıma "kendiliğinden, bir başkası hariç, evren içinde-dışında" gibi manuple edici eklemeler lütfen yapılmasın.

Bu görüş farkında olmadan da Tanrı'yı Evren dışı bir varlık olarak lanse ediyor!

Tanrıyla Evren arasında bir sınır mı var? Sınır varsa, Tanrı'nın varlığının bittiği, evrenin başladığı bir yer, yani sınırlı bir Tanrı anlayışı ortaya çıkar. Evren Tanrı'nın neresinde? İçinde mi, dışında mı? Big Bang'i -kendi varlığına atfen- nerede patlattı? Biz Tanrı içinde boşluklar mıyız ? Düşünülmeli, dikkat edilmeli, Tanrı'yı iyi tanımalı..!

Yazar zaten şunu diyor: Termodinamiğin birinci yasası “enerjinin korunumu” yasası olarak da bilinmektedir. Buna göre evrende var olan enerjinin yok edilemez ve yeni bir enerjinin var edilemez. Gerçekte enerji hiçbir işlemle oluşturulamaz sadece dönüştürülebilir.
fark yok galiba sizin dediğinizle... Yani kendi düşüncesiyle yönlendirmiyor yazar.

Birde Allahı nasıl evren içinde kabul edebilirsiniz.Allah neden kendisini kapsayacak bir evren yapsınki.Sığınmak için mi acaba? Evreni, Allah tan daha büyük nasıl kabul edebilirsiniz ki! Velevki öyle oldu öyleyse Allah ta zaman içinde bir varlık olmazmı ? Biz evren yaratılışını kabul ediyorsak içindeki tüm varlıkla birlikte kabul etmiyormuyuz buna bizim kabul ettiğimiz zaman
da dahil.

Allah her şeyi kuşatmıştır.) [Nisa 126]
Bu ayete göre Allah acaba evreni hariç mi tutuyor onu kuşatamıyor mu?
Sınırlı Bir yaratan anlayışı neden çıksın evreni o kadar büyük düşünüyoruzki sanki Allahın ondan büyük olamayacağını zannediyoruz.Eser ustasının idrak edip anlayamayacağı gibi, akıl da kendisini yaratanın mahiyetini anlamaktan acizdir. Çünkü akıl, yaratılmıştır ve sanat eseridir ve sınırlıdır. Görmenin, işitmenin kısaca beş duyunun sınırlı bir algılama sahası olduğu gibi, aklında belirli bir anlama sahası, sınırlı bir algılama gücü vardır. Cenabıhakk’ın kudsî mahiyetini anlamak, idrak etmek, aklın idrak ve intikal sahasının dışındadır.
Galiba evrenimizi Allah katında çok büyük muhteşem bir şey sanıyoruz.Ustanın yaptığı sanat eseri o na zor gelmez.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 26 Haziran 2008 - 00:06:04



Organizmaların hücresel süreçlerinde basit moleküllerden karmaşık sistemlere dönüşümü sağlayan yığınla reaksiyon var.

YIĞINLA REAKSİYON
Behe’nin Darwin’in Kara Kutusu’nda ispatladığı gibi indirgenemez karmaşık bir sistem küçük, başarılı bir öncü sistemin değişiklikleriyle üretilemez. Çünkü herhangi bir öncü sistemde biyolojik yapılarda indirgenemez karmaşıklığın bir parçasının eksik olması, o öncü neslin hayatta kalmasını engelleyerek işlemez bir sistem oluşturacaktır. Hâlbuki doğal seçilim sadece işleyen sistemleri seçebilmektedir. Böylece eğer bir biyolojik sistem zamanla yavaş yavaş işleyen bir şekilde ortaya çıkıp üretilemeyecekse, bir başarısız çuvallamada, doğal seçilimin etki edebileceği bir şeyde doğal olarak olamayacaktır. İndirgenemez karmaşıklıkta bir sistem sadece tüm parçalar aynı anda birlikte olduklarında ve işlediğinde elde edilebilir. Eğer doğal seçilim, eğer indirgenemez karmaşık bir sistem üretecekse, bu sistemi bir kerede, bir anda üretmek zorundadır yâda üretemeyecektir. Bu sistemler basit olduklarında problem çıkaracak gibi gözükmemektedir. Ama öyle değildirler, İndirgenemez karmaşık biyokimyasal sistemler Behe’nin düşündüğü gibi çok sayıda farklı proteinden oluşan protein makineleridir, her biri işlevlerinin devamı ayrılamaz bütünlerdir, birlikte bu sistemler doğal seçilimin tek bir nesilde bir araya getirebileceklerinin ötesinde makinelerdir.

Bu tip bir indirgenemez karmaşık biyokimyasal sistem olarak Behe’nin ortaya koyduğu Kamçılı Hayvandır.(Bacterial Flagellum) Flagellaya sahip bakterimiz kırbaç benzeri bir eksen etrafında dönen hücresel motora sahiptir. Bu motorunu kendi yaşam çevresinde hareket etmesini sağlamaktadır. Kamçılı hayvan asitle güç sağlayan döngü motoruna, statora, O ring halkasına ve bushing adı verilen hareketli parçalara ve de bir sürüş miline sahiptir. Bu moleküler motorun karmaşık mekanizmasının yaklaşık olarak 50 proteine ihtiyacı vardır. Ve de bunlardan herhangi bir tanesinin yokluğu motorun işlevini tamamen kaybetmesiyle sonuçlanır.

İndirgenemez karmaşıklığın bu tip biyokimyasal sistemleri, Darwinci mekanizma yoluyla açıklanamaz. Gerçekten herhangi bir doğa bilimsel evrimci mekanizma tarihlemede bulunabilmiştir. Buna ek olarak indirgenemez karmaşıklığın moleküler düzeyde oluşması yüzünden indirgenemez karmaşıklığa göndermede bulunabilecek hiçbir temel biyolojik analiz yoktur, seçilim ve mutasyon hakkındaki Darwin analizleri hala başarıyı ümit etmektedir. Ne yazık ki biyokimyayı bir bilim dalı olarak değil de fiziğin bir alt dalı olarak görüp biyolojik bilginin açıklanabileceğini kabullenememektedirler. Hatta biyokimyasal bir sistemin indirgenemez bir karmaşıklıkta olmasını tamamıyla deneysel bir soru olarak görmektedirler; Şöyle ki, bireysel olarak her proteinin çıkarılması, oluşturduğu biyokimyasal sistemin işlevini kaybetmesine neden olur. Eğer öyleyse bizler indirgenemez karmaşıklıkta bir sistemle karşı karşıyayız demektir. (1)

Yâda diğer yolu yani Darwinci evrimcilerin yolunu seçebilirsiniz. Buda şunu gerektirir; Michale Behe, “indirgenemez karmaşıklık” görüşünü ortaya attı. Buna göre, özellikle biyolojik sistemlerdeki birçok mekanizma, birden çok basamağın ortak faaliyeti ile gerçekleşir ve bu basamaklardan birinin olmaması, sistemin tümünün çalışmaz hale gelmesi ile sonuçlanır. Dolayısıyla böyle bir sistem, rasgele küçük değişimlerle zaman içinde oluşamaz; aynı anda ve son şekliyle “yaratılmış” olmalıdır. Bunun en iyi örneklerinden birisi, vücudumuzdaki tüm hücrelerin enerji elde etmek için kullandıkları kimyasal bir yol olan “glikoliz” tepkimeleridir. Glikoliz, bildiğimiz şeker olan glikoz molekülünün 10 adımlık bir tepkimeler zinciriyle parçalanıp molekül içinde saklı durumda tutulan enerjinin, canlıların kullanabileceği enerji haline dönüştürülmesidir. Bu on basamağın her birinde son derece karmaşık protein aracılar iş görür ve bunlardan tek bir tanesinin eksik olması bile, canlılık için temel olan enerji üretiminin durması anlamına gelir. Darwinci Evrim kuramcıları da zaten bu konuda, “on basamaklı bu yolun aniden ve eksiksiz olarak evrildiğini kabul etmek zorunda ” (2) hissetmektedirler kendilerini.
1.William Dembski Bilim ve Tasarım adlı makalesiden alıntı
http://www.arn.org/ftissues/ft9810/articles/dembski.html bulabilirsiniz.
2. Ali Demirsoy, Yaşamın Temel Kuralları Cilt 1-Kısım 1. Meteksan Yayınları



Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Onur Doğan üzerinde 26 Haziran 2008 - 21:43:13
Alıntı
YIĞINLA REAKSİYON
Behe’nin Darwin’in Kara Kutusu’nda ispatladığı gibi indirgenemez karmaşık bir sistem küçük, başarılı bir öncü sistemin değişiklikleriyle üretilemez. Çünkü herhangi bir öncü sistemde biyolojik yapılarda indirgenemez karmaşıklığın bir parçasının eksik olması, o öncü neslin hayatta kalmasını engelleyerek işlemez bir sistem oluşturacaktır. Hâlbuki doğal seçilim sadece işleyen sistemleri seçebilmektedir. Böylece eğer bir biyolojik sistem zamanla yavaş yavaş işleyen bir şekilde ortaya çıkıp üretilemeyecekse, bir başarısız çuvallamada, doğal seçilimin etki edebileceği bir şeyde doğal olarak olamayacaktır. İndirgenemez karmaşıklıkta bir sistem sadece tüm parçalar aynı anda birlikte olduklarında ve işlediğinde elde edilebilir. Eğer doğal seçilim, eğer indirgenemez karmaşık bir sistem üretecekse, bu sistemi bir kerede, bir anda üretmek zorundadır yâda üretemeyecektir. Bu sistemler basit olduklarında problem çıkaracak gibi gözükmemektedir. Ama öyle değildirler, İndirgenemez karmaşık biyokimyasal sistemler Behe’nin düşündüğü gibi çok sayıda farklı proteinden oluşan protein makineleridir, her biri işlevlerinin devamı ayrılamaz bütünlerdir, birlikte bu sistemler doğal seçilimin tek bir nesilde bir araya getirebileceklerinin ötesinde makinelerdir.

Bu tip bir indirgenemez karmaşık biyokimyasal sistem olarak Behe’nin ortaya koyduğu Kamçılı Hayvandır.(Bacterial Flagellum) Flagellaya sahip bakterimiz kırbaç benzeri bir eksen etrafında dönen hücresel motora sahiptir. Bu motorunu kendi yaşam çevresinde hareket etmesini sağlamaktadır. Kamçılı hayvan asitle güç sağlayan döngü motoruna, statora, O ring halkasına ve bushing adı verilen hareketli parçalara ve de bir sürüş miline sahiptir. Bu moleküler motorun karmaşık mekanizmasının yaklaşık olarak 50 proteine ihtiyacı vardır. Ve de bunlardan herhangi bir tanesinin yokluğu motorun işlevini tamamen kaybetmesiyle sonuçlanır.

İndirgenemez karmaşıklığın bu tip biyokimyasal sistemleri, Darwinci mekanizma yoluyla açıklanamaz. Gerçekten herhangi bir doğa bilimsel evrimci mekanizma tarihlemede bulunabilmiştir. Buna ek olarak indirgenemez karmaşıklığın moleküler düzeyde oluşması yüzünden indirgenemez karmaşıklığa göndermede bulunabilecek hiçbir temel biyolojik analiz yoktur, seçilim ve mutasyon hakkındaki Darwin analizleri hala başarıyı ümit etmektedir. Ne yazık ki biyokimyayı bir bilim dalı olarak değil de fiziğin bir alt dalı olarak görüp biyolojik bilginin açıklanabileceğini kabullenememektedirler. Hatta biyokimyasal bir sistemin indirgenemez bir karmaşıklıkta olmasını tamamıyla deneysel bir soru olarak görmektedirler; Şöyle ki, bireysel olarak her proteinin çıkarılması, oluşturduğu biyokimyasal sistemin işlevini kaybetmesine neden olur. Eğer öyleyse bizler indirgenemez karmaşıklıkta bir sistemle karşı karşıyayız demektir. (1)

Yâda diğer yolu yani Darwinci evrimcilerin yolunu seçebilirsiniz. Buda şunu gerektirir; Michale Behe, “indirgenemez karmaşıklık” görüşünü ortaya attı. Buna göre, özellikle biyolojik sistemlerdeki birçok mekanizma, birden çok basamağın ortak faaliyeti ile gerçekleşir ve bu basamaklardan birinin olmaması, sistemin tümünün çalışmaz hale gelmesi ile sonuçlanır. Dolayısıyla böyle bir sistem, rasgele küçük değişimlerle zaman içinde oluşamaz; aynı anda ve son şekliyle “yaratılmış” olmalıdır. Bunun en iyi örneklerinden birisi, vücudumuzdaki tüm hücrelerin enerji elde etmek için kullandıkları kimyasal bir yol olan “glikoliz” tepkimeleridir. Glikoliz, bildiğimiz şeker olan glikoz molekülünün 10 adımlık bir tepkimeler zinciriyle parçalanıp molekül içinde saklı durumda tutulan enerjinin, canlıların kullanabileceği enerji haline dönüştürülmesidir. Bu on basamağın her birinde son derece karmaşık protein aracılar iş görür ve bunlardan tek bir tanesinin eksik olması bile, canlılık için temel olan enerji üretiminin durması anlamına gelir. Darwinci Evrim kuramcıları da zaten bu konuda, “on basamaklı bu yolun aniden ve eksiksiz olarak evrildiğini kabul etmek zorunda ” (2) hissetmektedirler kendilerini.
1.William Dembski Bilim ve Tasarım adlı makalesiden alıntı
http://www.arn.org/ftissues/ft9810/articles/dembski.html bulabilirsiniz.
2. Ali Demirsoy, Yaşamın Temel Kuralları Cilt 1-Kısım 1. Meteksan Yayınları

Bilimsel iddialar gerçektende doğal bir seçilim sürecinin ürünleridir çünkü düşünceler (ve bilimciler) birbirleriyle yarış halindedir ve böylece bir bilim alanındaki düşüncelerin toplamı açıklama içeriği ve gücü bakımından sürekli büyür(Hull , 1988). Bilim bu açıdan iddialarını test etmek için kanıtlara başvurmayan,belli inançlara,deney ve gözleme dayanmayan bağlılıklarını sarsmak için kanıtlara izin vermeyen ve doğal dünyayı açıklama kapasitesi artmayan yaratılışçılıktan ayrılır.
Bu nasıl olabilir ? Bir “akıllı tasarım”,yandaşının şöyle dediğini kabul edelim : çok hücreli canlılar tek hücreli canlılarla karşılaştırıldığında o kadar karmaşıktır ki bunlar mutlaka zeki bir tasarımcının müdahalesi sonucu ortaya çıkmıştır.Eğer bu akıllı tasarım yandaşı dünya dışı varlıkların bu işten sorumlu olduğunu iddia etmiyorsa,bu tasarımcı maddi bir varlık değil doğa üstü bir varlık olmak zorundadır.Bu durumda ,bu tasarımcı nedir,canlıları yeni özelliklerle nasıl donattı,bunu yapması ne kadar zaman aldı ve bunu neden yaptı ? Doğa bilimleri en azından bu tür sorulara yanıt vermeyi hayal edebilir (söz gelimi filogenetik aratürleri araştırabiliriz,ilinti özellik farklılıklarını şifreleyecek genlerdeki farklılıkları analiz edebilir,taşıl arayabilir,çok hücreliliğin seçim açısından yararı hakkında deney yapabiliriz).Fakat AT hipotezi bu tür araştırma fikirleri ortaya koyamaz.Bilimsel araştırma,deneysel ve gözlemsel verilere dayanarak hipotezleri sınamanın bir yolunu bildiğimizi şart koşar.Bilimsel hipotezlerin en önemli özelliği onların –en azından ilkece-test edilebilir olmasıdır.Bazen bir hipotezi doğrudan gözlemle sınayabiliriz,fakat çoğu zaman bir süreci ya da nedeni doğrudan göremeyiz.(örneğin,elektronlar,atomlar,hidrojen bağları,moleküller ve genler doğrudan gözlemlenebilir değildir ve DNA kopyalaması sırasında bir mutasyonun oluşumunu seyredemeyiz).Bu tür süreçleri gözlem ya da deneylerin sonuçlarını çekişen hipotezlerce ortaya atılmış kestirimlerle (prediction) karşılaştırarak çıkarsarız.Bu tür çıkarımlar yapabilmek için,bu süreçlerin doğa yasalarına –belli koşullar geçerliyken belli tür olayların daima meydana geleceğini belirten ifadeler – uyduğunu kabul etmek zorundayız.Diğer bir deyişle bilim (fizik ve kimya yasalarında örneğini gördüğümüz gibi) doğal fenomenlerin tutarlılığına ya da (en azından istatiksel olarak) kestirebilirliğine dayanır.Doğa üstü olay ya da varlıkların kabulü , doğa yasalarının varlığını askıya aldığı ya da ihlal ettiği için bilim bunlar hakkında çıkarımda bulunamaz ve – daha doğrusu – bu tür varlık ve olayları kabul eden hipotezlerin geçerliliğini sınayamaz.
Dinin doğal olaylar hakkında bilimsel,mekanistik bir açıklama sağlayamaması gibi,biliminde doğal fenomenler hakkında olmayan sorulara yanıt veremeyeceğini anlamak önemlidir.Bilimin bize neyi güzel ya da çirkin , iyi ya da kötü,ahlaka uygun ya da ahlak dışı olduğunu söyleyemez.Bilim bize yaşamın anlamının ne olduğunu ve doğa üstü bir varlık olup olmadığını da söyleyemez(bkz. Gould 1999;Pigluicci 2002).Bilim insanları dünya çapında bir tufanın varlığını ya da dünyanın tüm canlıların yaşının 10.000 yıldan daha az olduğu gibi bazı özel yaratılışçı savları sınayıp yanlışlayabilir ama bilimciler tanrının var olduğunu ya da tanrının herhangi bir şeyi yarattığı gibi hipotezleri sınayamazlar çünkü bu tür hipotezlerin ne gibi oluşumları kestirebileceğini bilemeyiz.(Bu doğaüstü olanıklılıkları kesin olarak yanlışlayabilecek bir gözlem düşünmeye çalışın).Bu nedenle bilim,doğal dünya hakkında açıklamayı arzu ettiğimiz her şeyden doğal nedenlerin sorumlu olduğunu kabul etmek zorundadır.Bu zorunlu olarak METAFİZİK DOĞACILIK – her şeyin gerçekten doğa üstü değil doğal nedeni olduğu ön kabulü – görüşünü kabul ettiğimiz anlamına gelmez ,sadece YÖNTEMSEL DOĞACILIK –bilimsel açıklamalar aradığımızda sadece doğal nedenleri dikkate almamızı söyleyen işlevsel ilke – görüşünü kabul etmeyi gerektirir.Yaratılışcılığın temel iddiası olan “biyolojik çeşitlilik doğa üstü güçlerin bir sonucudur” iddiası ise sınanamaz. Bu “akıllı tasarım” kuramı içinde aynı şekilde doğrudur.Bu kuram bilimin yöntemleri ile değerlendirilemez.

...

Canlıların çeşitliliği ve özellikleri için sunulan yaratılışcı açıklamalar bilimin yöntemleri ile değerlendirilemeyeceğinden bu görüşe bilim sınıflarında “eşit süre” verilmemelidir.Ayrıca bilimsel olmayan ya da yanlışlığı gösterilmiş olan hipotezlere de eşit süre verilmemelidir.Kimya öğretmenleri simya –kurşun gibi bir elementin büyü yoluyla altın gibi başka bir elemente dönüştürülebileceği hakkındaki eski bir düşünce – öğretmez ve öğretmemelidir ; yerbilimleri sınıfları Yerküre’nin düz olduğu hipotezinden bile söz etmemelidirler;tarih ve psikoloji öğretmenleri tarihsel olayları ya da kişilik özelliklerini açıklayan astrolojiyi dikkate almamalıdır – her e kadar bu tür bilim dışı düşüncelere inanan insanlar varsa da.İdeal demokrasi bazen yanlış olan ve tamamen pratik nedenlerle bu şekilde anlamamızın zorunlu olduğu düşünceleri kapsayacak kadar genişletilemez.Günlük hayatta,doğa üstü değil doğal açıklamaları benimser onlara göre yaşarız.1962’de Massachussets eyaletinin Salem kasabasında insanları cadılıktan mahkum etmiş Püritanlar’dan farklı olarak biz,artık bir kişinin cadının büyüsünden etkileneceği ya da şeytani güçlerce ele geçirebileceği düşüncelerini ciddiye almayız.Bir suçlu “Şeytan benim bunları yapmama neden oldu” diyerek serbest kalabilseydi bu bizi çileden çıkarırdı.Kaderinin tanrı tarafından belirlendiğine canı gönülden inanmış birisi bile uçağın motorları çalışmasaydı paniğe kapılırdı.Bilimsel açıklamalara bağlı yaşıyoruz ve bilimin kendisini kanıtlamış olduğunu biliyoruz-çükü bilim işe yarar.


PALME YAYINCILIK 1.BASKI
Evrim – Douglas J.Futuyma
Çeviri Editörleri :
Prof.Dr.AYKUT KENCE
Prof.Dr.A.NİHAT BOZCUK
Bölüm : 22
Sayfa 525 – 526 - 527


Tartışmalarımızı ve fikir alışverişlerimizi bilimsel olarak sürdürmeyi isterim herkes kendi inandığı dinin kitabından sayfalar dolusu bilgi eklerse ve bunun bilimsel olduğunu savunrsa bilimin bir işlevi kalmaz lütfen dini inançlarımızı bilimsel adı altında sunmayalım bilimin metodlarına uygn şekilde tartışmamızı sürdürelim karşılıklı olarak birbirimize değer katmanın objektıf yolu bu olmalı.Arzu edersiniz bu değerli dini görüşlerinizi dini içerikli forumlarda tartışabilir birbirimize değer katabiliriz.

Saygılarımla...


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 27 Haziran 2008 - 09:41:34

Tartışmalarımızı ve fikir alışverişlerimizi bilimsel olarak sürdürmeyi isterim herkes kendi inandığı dinin kitabından sayfalar dolusu bilgi eklerse ve bunun bilimsel olduğunu savunrsa bilimin bir işlevi kalmaz lütfen dini inançlarımızı bilimsel adı altında sunmayalım bilimin metodlarına uygn şekilde tartışmamızı sürdürelim karşılıklı olarak birbirimize değer katmanın objektıf yolu bu olmalı.Arzu edersiniz bu değerli dini görüşlerinizi dini içerikli forumlarda tartışabilir birbirimize değer katabiliriz.

Merhaba Onur,Sanırım YĞIĞINLA REAKSİYON adı altında vermiş ve alıntı yapmış olduğum tüm bilgiler bilime dayalı ve gerçek şeyler bunların yanlışlarını gösterirseniz hem seviniriz hemde öğreniriz.Bildiğim kadarıyla dini bilgilerde içermiyor diğer yazılarımıza gelince kuran dan ayetler yazarak tartışmanın neresi yanlış anlayamıyorum her şeyi madden düşünürsek çıkmaza gireriz ve sonunda böyle gidersek emin olun gireceğiz.Teşekkür ederim.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 27 Haziran 2008 - 13:16:08

Bu nasıl olabilir ? Bir “akıllı tasarım”,yandaşının şöyle dediğini kabul edelim : çok hücreli canlılar tek hücreli canlılarla karşılaştırıldığında o kadar karmaşıktır ki bunlar mutlaka zeki bir tasarımcının müdahalesi sonucu ortaya çıkmıştır.Eğer bu akıllı tasarım yandaşı dünya dışı varlıkların bu işten sorumlu olduğunu iddia etmiyorsa,bu tasarımcı maddi bir varlık değil doğa üstü bir varlık olmak zorundadır.Bu durumda ,bu tasarımcı nedir,canlıları yeni özelliklerle nasıl donattı,bunu yapması ne kadar zaman aldı ve bunu neden yaptı ?  Doğa bilimleri en azından bu tür sorulara yanıt vermeyi hayal edebilir (söz gelimi filogenetik aratürleri araştırabiliriz,ilinti özellik farklılıklarını şifreleyecek genlerdeki farklılıkları analiz edebilir,taşıl arayabilir,çok hücreliliğin seçim açısından yararı hakkında deney yapabiliriz).

Dediğinizi dşünelim eğer Allah ı kabul etmeden doğa üstü varlık kabul etmiyorsanız artık tartışmaya gerek yoktur o zaman.Evrimsel sürece ve bunların doğa ürünü olduğuna inanabilirsiniz.Ve tabi bu dünya nın varlıkların niçin yaratıldığını yada sizin deyişinizle evrimleştiğini evrimde bilimde bulamıtyorsanız ve neden bunu yaratma isteği duyduğunu merak ediyorsanız islama bakabilirsiniz.Kur ana,hadislere ve bir çok açıklamaya:

“Ben gizli bir hazineydim. Açığa çıkmayı diledim.”—Hadis-i Kudsî

(Sizi boş yere yarattığımızı mı sandınız?) [Müminun 115]

(Cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.) [Zariyat 56]

Bunları sadece bilim kurallarıyla açıklaya bilirmiyiz merak ediyorum.Bilim elbette gerçektir,haktır ve doğrudur.Ve evrende herşeyin sebebi neticesi ile birlikte vardır ve olacaktır.İşte üste verdiklerim kudsi hadis ve ayetler de varlıkların ve yaratılışın sebebidir.


Yanlış birşey diyorsam tüm arkadaşlarımdan özür dilerim .Teşekkürler...


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Onur Doğan üzerinde 27 Haziran 2008 - 15:38:21
Cevabınız için teşekür ederim,dini inancımın bilimsel bir değer taşımadığını düşünüyorum bilimsel bir tek bir teori var o da evrim teorisi, kabul ederiz veya etmeyiz bu ayrı bir sorun ancak bilimsel olması sebebiyle yani daha iyisi yapılana kadar bilimsel manada bu teori üzerinden konuşmalı yorumlarımıızı da inancımızı karıştırmadan yapmalıyız,bilim adamının izlemesi gereken yol budur.Kendi inancından bağımsız objektif düşünebilmeli,değerli olduğunu düşündüğüm dini inancını bilime karıştırmadan.
Bu yüzdendir ki dini inancımı ve yorumlarımı bilimden ayrı tutmak istiyorum dini çerçeveye sahip ortamlarda tartışabilirim ancak bilimsel bir teoriye inancımı katıp bilimsel bir sitede tartışmam.

Saygılarımla...


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 27 Haziran 2008 - 16:17:53
Teşekkür ederim düşünceleriniz için...


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Onur Doğan üzerinde 27 Haziran 2008 - 18:14:41
Ben teşekür ederim,ayrıca eklemek istediğim birşeyler var evrim teorisi bilimseldir dedik yani sorgulanabilir,çürütülebilir ya da belirli bulgular dahilinde daha da güçlendirilebilir ancak bunların tümü bilimsel yöntemlerle olur,Akıllı Tasarım "görüşü" (teori değil),bilimsel değildir yazımdan alıntı yaptığınız kısımda bu açıkça gözüküyor bu yüzden evrim teorisine karşı çıkıyorsak eğer bilimsel bir görüş ile çıkmalıyız doğa üstü etkenler ile değil ya da bilimin ilgilenmediği çerçevesi dahilinde olmayan kendimize göre  gerçek olabilir  ama bilimsel değeri olmayan argümanlarla değil.Akıllı tasarım görüşünün bilimsel olmadığı konusunda zannediyorum ki hem fikir değiliz zira ben akıllı tasarımı bilimsel bir görüş olarak görmüyorum.Bu onu değersiz kılar mı bilim çerçevesi dahilinde evet ama bilimsellik içermeyen tartışmalarda fikir alışverişlerinde bu fikir değerlidir zira insanların hepsi canlılığın kökeni ile ilgili soruya bilimden cevap aramak zorunda değil yaradılış görüşü işte bu noktada değerli ya da hem bilimsel bir teorinin geçerliliğini kabul edebilir hem de dininizi yaşayabilirsiniz bunda da bir sorun yok sorun şu nokta  da herkesin kendi dini görüşünü bilime katmaya kalkması ya da bilimden elde ettiği görüşlerle imanına dayanak araması delil araması hal böyle olunca bilimi herkes bir tarafından çekiştirir kendi dinine uygun hale getirmeye kalkarsa o zaman ne objektif bir ortam kalır ne de bilim.Örneğin dünyada 500 bin bilim adamı olsun bunların 300 bini hristiyan olsun ve bu üçyüz binin 200 bini de dini görüşlerini bilimsel saysalar sonra müslümanlar,sonra yahudiler,sonra budistler aynı şeyi yapsa hepsinin yaradılış hikayesi farklı ve hepsi de "akıllı tasarımé ı kullansa bilimsel diye, sonra o akıllı tasarımı da kendi dinlerine uygulasalar,objektif bir bilim kalır mı?

Saygılarımla...


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 27 Haziran 2008 - 23:30:27
Teşekkür ederim bilimsel düşünceniz için...Evet bu dünyada bir oyun alanı var ve akıllı tasarım bu oyunun kurallarına uymuyor. Tabi zaman bu oyunun gerçekten yararlımı yoksa tersi olduğunu gösterecektir.
Saygılarımla


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Onur Doğan üzerinde 27 Haziran 2008 - 23:50:19
Teşekür ederim Sayın metu gen okumaya değer görürseniz değersiz bir iki şey yazmak istiyorum ,

Konu yarar zarar meselesi mi? Bilimsel olmayan bir görüşün bilimsellik maskesi takılarak gösterilmesi mi ? Evet bilim bir oyunsa eğer ve bu oyunu oynamak istiyorsak kurallarına göre oynamamız gerekmez mi? İnançlarımızdan subjektifliğimizden sıyrılıp canlılık için bir şeyler üretmek için objektif olamaz mıyız. Çalışma prensibi belli olan bir alan bu,neden bilimsel sorularımızın cevabını bilimsel yöntem dahilinde vermeyelim. Ama ortak bir sorudur bu canlılığın kökeni sadece bilimde cevap aramanın yetersiz olduğunu düşünüyorsak dini görüşlere vs. de yer veririz beynimizde onlarıda inkar etmeyiz ama farklı çalışma,ilerleme yöntemleri olan iki olguyu birbirine katmadan. Ya da şunu da yapabilir insan özgür iradedir saygı duyarım; dini bilgilerini bilimsel bilgiler dahilinde değerlendirir kendine bir yol biçer ve bu yolda ilerler aynı şairin dediği gibi "hak bildiğin yolda yalnız da olsan ilerleyeceksin" ama buna bilim derse eğer o kişi o zaman onunla ben bilim tanımında ayrılırım.

Saygılarımla...


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 28 Haziran 2008 - 00:25:36
Bilim eğer insanlığa ve hayata yararlıysa bilimdir .Ben bilimi bu kıssasa göre ayırırım eğer faydalıysa ve yararlı olacaksa gözümü kırpmadan o yöntem üzerinde giderim ama eğer zararlıysa işte o zaman bilim oyundur mızıkçılık yapmaktan korkarım,yasaklarım kendimi.
Dediklerinizi derin şekilde düşünüyorum. Evet bu dünya da oyunun kuralına göre oynamak lazım umarım kuralları karıştırmayız. Birgün çok eminim karşılaşıcaz umarım o anda bana bilimi ve bilimsel düşüncelerinizi ayrıntılı birşekilde açıklayabilirsiniz.Teşekkür ederim bana öğrettiğin gerçekler için.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Onur Doğan üzerinde 28 Haziran 2008 - 00:37:47
Yarar kavramının değişebilir bir kavram olduğunu düşünüyorum "kime göre yarar neye göre yarar" ,bir tek insanda dahi değişebilen bir yarar kavramı temeli  üzerine bilim kurulmamalıdır zira ekosistem bizim yararlarımıza hizmet edecek şekilde işlemek mecburiyetinde değildir.O zaman bilim neden vardır insanlığa hizmet için mi,tüm canlılığa hizmet için mi peki bunların herbirini aynı anda sağlamak mümkün mü,bize zararlı olan bir sineği ekosistemden kaldırmak için yaptığımız girişim ne gibi sonuçlara yol açar ve bu yaptığımız sonucunda daha büyük felaketlere kapı aralar mıyız açıkcası bu soruların cevabı öyle kısa bir yarar kelimesinin verebileceği cevaplar değil. Şahsen bir kimseye bir şey öğretecek kadar bilgili olduğumu zannetmiyorum.Bu yüzden "kibarlık etmişsiniz ya da kinaye" diyeceğim. Her ikisi için de teşekür ederim. Sağlıcakla kalın.

Saygılarımla.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 28 Haziran 2008 - 00:55:24
eğer doğa düzenli ve mükemmel bir sistemse(ki ben öyle kabul ediyorum bundan mükemmelini insan yapamaz) herhangi bir canlının çıkarılmasının nelere yol açabileceğini benden daha iyi biliyorsunuz.Bilimde yarar derken bir canlının yok edilmesi yarar olabilirmi acaba?Kaldıki ben yazımda bilimin hem insana hemde hayata yararlı olması gerektiğini savunuyorum ki eğer başka canlıları hayat içinde saymamak abes olur galiba.Yada isterseniz Hayat kelimesinide size açayım = tüm evren diyorum çünkü evrendeki gezegenleri bile dünyadaki varlık ilişkimizden ayırmak imkansız.Sizce bilimin kapsamadığı yer neredir.Galiba sadece din diyeceksiniz.Orada işte size bir şey demiyorum.Teşekkürler.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Onur Doğan üzerinde 28 Haziran 2008 - 01:14:37
Tüm canlıların paylaştığı ortak bir yarar paydası var mıdır ? Bir canlı için yararlı olduğunu düşündüğünüz şey milyonlarca tür ile temsil edilen canlılığa ortak derecede yarar sağlayabilir mi?

Bilim kesinlik içermeyen kanıtlar sunar çünkü bu kanıtlar farklı gözlemler sonucu her an değişebilir ve bu bilimde normal karşılanır dinsel savlarda ise  kanıtlara gerek duyulmadan kesinlik içeren sonuçlar ile karşılaşırız dünyanın 6 günde yaratılması ya da milattan önce 4004 yılında vs. bu savlarda kanıt yoktur ancak iddialarda kesinlik vardır ;  gibi bu anlamda bilim ile dinin aynı çalışma yöntemine başvurduğunu söyleyemeyiz.Peki din veya bilim değersiz midir benim nezdimde değildir ikiside değerlidir ve isteyen ikisinden de inanılmaz derecede faydalanabilir ya da zararını görebilir bu kişiden kişiye değişir.

Pozitif bilimlerin kapsamadığı bir çok alan vardır ,ahlak bunlardan birisidir veya lütfen aşağıdaki alıntıyı okuyun ;

Bilimin bize neyi güzel ya da çirkin , iyi ya da kötü,ahlaka uygun ya da ahlak dışı olduğunu söyleyemez.Bilim bize yaşamın anlamının ne olduğunu ve doğa üstü bir varlık olup olmadığını da söyleyemez(bkz. Gould 1999;Pigluicci 2002).

Peki bilim ne söyleyebilir çerçevesi nedir ;

"Bilim insanları dünya çapında bir tufanın varlığını ya da dünyanın tüm canlıların yaşının 10.000 yıldan daha az olduğu gibi bazı özel yaratılışçı savları sınayıp yanlışlayabilir ama bilimciler tanrının var olduğunu ya da tanrının herhangi bir şeyi yarattığı gibi hipotezleri sınayamazlar çünkü bu tür hipotezlerin ne gibi oluşumları kestirebileceğini bilemeyiz.(Bu doğaüstü olanıklılıkları kesin olarak yanlışlayabilecek bir gözlem düşünmeye çalışın).Bu nedenle bilim,doğal dünya hakkında açıklamayı arzu ettiğimiz her şeyden doğal nedenlerin sorumlu olduğunu kabul etmek zorundadır" (bilim,inanç ve eğitim adlı makaleden alıntı)


Umarım anlaşılmam için gerekli kelimeleri doğru kullanmışımdır,Saygılar...



Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 28 Haziran 2008 - 01:18:25
Teşekkür ederim,Verdiğin bilgiler için hayatını mutlu ve başarılı geçirmen dileğiyle kendine çok iyi bak arkadaşım iyi tartışmaydı:)


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Onur Doğan üzerinde 28 Haziran 2008 - 01:46:16
Ben teşekür ederim sizden farklı düşünmeme rağmen bana gösterdiğiniz saygıdan dolayı. İyi dileklerinizin aynısını bende size sunuyorum.

Saygılarımla...


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: başar şen üzerinde 11 Temmuz 2008 - 20:34:38
1-YARATICI VARDIR     
2-YARATICI YOKTUR
3-YARATICI VARSA  (BANA GÖRE VAR)  EVRİM YOKTUR
4-EVRİM VARSA  YARATICI YOKTUR.
5-YARATICININ VARLIĞINI İSPAT EDEBİLİRMİSİN   
    HAYIR:BİZİM VARLIĞINI İSPAT EDEBİLECEĞİMİZ ŞEY YARATICI OLAMAZ.
6-EVRİM İ  İSPAT EDEBİLİRMİSİN 
   HAYIR:EVRİMİ İSPAT EDEBİLİRSEN YARATICI SEN OLURSUN AMA ODA OLMAZ.   
       
                    BİLİMSELLİKLE CEVAP VEREMEDİĞİMİZ KONULARI SADECE İNANÇ VE DUYGULARIMIZLA İFADE EDEBİLİRİZ.

                  İKİSİNDEN BİRİNE İNANIRSIN.AMA İKİSİNİN ORTASI OLMAZ.
     


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Başer Çelik üzerinde 11 Temmuz 2008 - 21:18:51
her şeyin orta yolunu bulabiliriz :a17: yeter ki inan


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Onur Doğan üzerinde 11 Temmuz 2008 - 23:29:31
Evrimin bilimsel olduğunu kabul edip dini anlamda da Tanrıya inanabilirsiniz insanları "etiketlememek" gerekli,  evrimi savunan bir ateistte olabilirsiniz evrimi savunan müslümanda hristiyanda musevide vs. ortak düşünce yapısını paylaşmayan farklı çalışma prensibleri ile ilerleyen iki kavramı  (bilim ve din oluyor) bir cevap üzerine muhattap kılamazsınız.
Saygılarımla.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 13 Temmuz 2008 - 11:57:21
bilim ve din aynı yollarda değilmi yani ikisi aynı yollardan geçemezlermi? Ne yazıkki herkes öyle biliyor bilim ve din birbiri içinde araştırılamaz diye. Bakmak ve görmek farklı şerlerdir. İnsanlar bilim ve din çıkmazlığına bakıyorlar ama aslında böyle bir tezatlığın hiçbirzaman var olmadığını göremiyorlar. İşte bu noktada herşey insana kalmış nasıl düşünürseniz öyle ilerlersiniz nasıl ilerlerseniz işte öylede  karşılığını bulacaksınız. Teşekkürler.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Başer Çelik üzerinde 13 Temmuz 2008 - 12:20:23
güzel diyorsunuz ama böle gereksiz tartışmaların yapıldığı ender ülkelerden biriyiz. geri kalmışlık durumumuza şsşmamamız gerek


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Onur Doğan üzerinde 13 Temmuz 2008 - 16:05:31
O zaman mitleri de bilime sokalım tam olsun ne de olsa insanlar bir ara onlara inanıyorlardı; dünya üzerinde binlerce farklı dini inanç var hepsini bilimsel sayalım.
Saygılarımla


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: okan yolcu üzerinde 13 Temmuz 2008 - 23:22:33
yazı biraz uzun olsada güzel özetlenmiş bir yazı
İnsan Dünya'yı Ele Geçiriyor
İ.Ö. 5.000 yılında gezegenimizde 20 milyon dolayında insanın yaşadığı biliniyor. Bu, bugünkü Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte biri kadar. Erken Taş Çağı'nda tarım ve hayvancılığın başlamasıyla nüfus sürekli bir biçimde artmaya başlamış. Yaklaşık 200 yıl önce Sanayi Devrimi başladığında 700 milyon olan dünya nüfusu, büyük bir patlama göstererek günümüzde 5 milyara ulaşmış.

İnsanlığın Başlangıcı
İnsanın kökeni 14 milyon yıl önce primatlardan ayrılan bir kola dayanıyor. Büyük olasılıkla 2 milyon yıl kadar önce Doğu Afrika’daki savanlarda yaşamış olan Homo habilis en eski insan türü sayılıyor. Homo habilis’in iki ayağı üstünde yürüdüğü ve araç yapmak için gerekli olan kavramsal düşünce yeteneğine sahip olduğu, avcılıkla geçindiği ve ilk toplumsal davranışları göstermiş olduğu sanılıyor. Yaklaşık 1 milyon yıl sonra ortaya çıkan Homo erectus’un izlerine Cava Adası’nda Asya’da ve Akdeniz bölgesinde rastlanıyor. Bu dönemde Asya’dan Amerika’ya geçen toplulukların bu iki kıtayı birbirinden ayıran Bering Boğazı üzerindeki adaları bir köprü gibi kullandıkları anlaşılıyor. Günümüzden yaklaşık 100 bin yıl önce görülen Homo sapiens’in duygulara sahip olduğu, karşılıklı yardımlaşmayı ve toplumsal yaşamayı bildiği düşünülüyor. En son olarak yaklaşık 50 bin yıl önce onun bir alt türü olan Homo sapiens’in yani bugünkü insanın geliştiği sanılıyor. Bu insan türü 30 bin yıl sonra yeryüzünün her yanına yayılmış.
Irkların Gelişmesi
Buzul çağları insanların yayılmasını önemli ölçüde etkilemiştir. Sonuncusu günümüzden 10 bin yıl önce sona ermiş olan buzul çağları sırasında karaların önemli bir bölümü kar ve buz altındaydı. Bu koşullara uyum sağlayamayan insanların göç etmesi onların geniş bir alana yayılmasını sağladı. Bu arada evrim durmuyor ve insanların yaşadıkları coğrafi bölgeye uyum sağlaması sonucu çeşitli ırklar ortaya çıkıyordu. Bugünkü farklı ırklar ve etnik çeşitlilik işte bunun bir sonucudur.
Örneğin, kuzeyde yaşayanların soğuğa dayanıklı olmaları gerekiyordu. Eskimolar’ın gövde yapılarının küçük olması, derilerinin altında da koruyucu bir yağ katmanının bulunmasının nedeni budur. Ayrıca burun ve kulaklar küçük ve başa daha yakındır. Bununla birlikte ırk sınıflandırmalarının çok daha karmaşık görüngülerin kuramsal basitleştirmeleri olduğunu unutmamak gerekir.
İnsanların Yayılışı
İlk sürekli yerleşmeler günümüzden yaklaşık 10 bin yıl önce yabanıl tahılların ekimine başlanması, yani tarımsal üretime geçilmesiyle kuruldu. Bu tür yerleşmeler hem Önasya ve Asya’da, hem de Orta Amerika’da ortaya çıktı.
İnsanların karalar üstünde eşit olmayan bir biçimde yayılmasının temel nedeni doğa koşullarıdır. Onun için de ilk kültür merkezleri pek çok insanı besleyebilen yörelerde oluştu. Verimli topraklar ve su hem Mezopotamya’da, hem de Nil Vadisi’nde bulunduğundan ilk yerleşmeler buralarda ortaya çıktı.
İnsanların yeryüzünde yayılışı yüzyıllar boyunca aşağı yukarı aynı kaldı. Sürekli yaşanan toprak edinme savaşları ve kabilelerin birbirlerini egemenlik altına alma çabaları dünyanın görece küçük bir bölümünde yaşandı.
Yeryüzünün Avrupalılaştırılması
15. yüzyılda Avrupalılar önce araştırmak, sonra da sömürgeler kurmak için bütün dünyaya yayılmaya başladılar. Avrupalılar önce Kuzey Amerika’yı, sonra da Avustralya’yı ele geçirdiler. Asya’da ve Afrika’da ise daha önce kurulmuş olan ileri uygarlıkları denetimleri altına aldılar. Güney Amerika gibi ülkelerde var olan krallıkları ortadan kaldırdılar, ama hiyerarşik yapıyı koruyarak kendi amaçları doğrultusunda kullandılar.
Bu ilk göç dalgasını bir ikincisi izledi. Bu kez egemenlik altına alınan halkların sayıları milyonları bulan bireyleri zorla başka kıtalara götürüldü ve burada köleleştirilerek işgücü olarak kullanıldı. Özellikle Afrika’dan Kuzey ve Güney Amerika ile Antiller’e çok sayıda köle götürüldü. 1860’ta Kuzey Amerika’da yaşayan toplam 12 milyon insanın 4 milyonu köleydi. ABD’de bu kölelerin soyundan gelen Siyahlar günümüzde toplam nüfusun yüzde 12’sini oluşturuyor ve hala toplumsal olarak dışlanmış bir biçimde yaşıyorlar. Avrupalılar’ın öteki kıtalara, özellikle Kuzey Amerika’ya göçü yüzyılımıza değin sürdü. 1890-1920 arasında ABD’ye 15 milyon kişi göç etti.
Günümüzdeki Gelişmeler
Günümüzde sesten hızlı uçakların ve öteki ulaşım araçlarının yardımıyla insanlar hızla yer değiştirebiliyor. Her yıl 100 milyon insan Akdeniz yöresinde tatil yapabilirken, başka yerlerde kuraklık ve açlık nedeniyle göçler ya da baskı ve savaş nedeniyle kitlesel sığınmalar gerçekleşiyor. Örneğin, bugüne değin Mozambik’deki iç savaştan tam 1 milyon kişi kaçmış, kuraklık nedeniyle yaklaşık 2 milyon kişi Etiyopya’yı terk etmiş. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde göçler sürerken dünya nüfusunun yüzde 50’den çoğu kentlerde yaşıyor. Eğer insanlar hızlı nüfus artışını denetim altına almayı başaramazlarsa gelecekte belki de Homo sapiens sapiens’in ortadan kalkmasına neden olabilecek kadar büyük bir felaketle karşı karşıya kalabilirler


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: okan yolcu üzerinde 13 Temmuz 2008 - 23:26:27
bu arada anket sorusunun şıkları hoşuma gitmedi son şık çarpıtılmak isteniyor anketi yapan yukardaki yazıyı ve sitedeki yazıları okursa iyi olur


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Başer Çelik üzerinde 14 Temmuz 2008 - 19:05:08
şu konumdan sonra anketle ilgilenen kişi kalmadı zaten.herkes bir görüş belirtme cabasında


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: İhsan Esentürk üzerinde 18 Temmuz 2008 - 21:19:10
      Zan da husnu-zan esastır... Elbette geçmişte yaşananlar geçmişte kalmıştır... ama burada amaç geçmişte yaşananı aktarmak değil, insan modelleri sunmaktır... insan her devirde insandır ve evrimsel süreçten gelmediği için fıtrat olarak hep aynıdır... Dolayısıyla geçmişin hikayeleri (kıssalar) yaşanmış bitmiş değil yaşanan şeylerdir... Hala firavunlar nemrutlar Ebu lehepler olduğu gibi, Peygamberlerin hayatlarıyla örneklenmiş iyi insanlarda var... Kur'an kıssalardan bahsederken kişileri değil kişilerin temsil ettiği modelleri ortaya koyar... Ve ne gariptir ki her dinin her felsefi akımın bir "insan" tanımı vardır. Gizli yada aşikar ama insanı mutlaka bir şekilde modellemiştir. Mucizelere güç gsöterisi olarak bakmak ne kadar doğrudur? Rahmanın Rahmetindendir sunulan.... Ve Vakıadırlar. Hz İsa'nın babasız dünyaya gelişi Vakıa dır. Çünkü peşinde yaşanan iftiralar zulmler var.... Ebabiller Vakıadır çünkü yok olan 60 bin kişilik bir ordu var...
Alıntı
AYNA temizlenip görüntü netleştiğinde “Elem tera (GÖRmedin mi ?)” denilir, o zaman MANA açılmış olur ;=).  İlginç ki, geçmişte (!) yaşanmış bitmiş (!) bir olay için “Görmedin mi” deniliyor ?!..
    Olay Hz Muhammed (s.a.v)'in doğumundan 52 gün önce vuku bulmuştur ve ayetin muhatabı olaya şaittir... Kur'an hatırlatma yapıyor hem onlara hem onlardan sonrakilere... Ad ve Semut kavminin birlikte anılışının sebebide yine modellemedir. Ad'ın başına gelenleri çürük yapılara bağlayan Semud graniti oyarak evler yapmıştı kendilerine... Bu bir yaklaşımdır ki günümüzde sıkça görebileceğiniz bir yaklaşımdır... vs... vs... Neye nasıl inandığınız sizi bağlar... "Senin dinin sana benim dinim bana... " dememdeki sebepte buydu... Ama göz ardı edilemez vakıalar. Zaten vakıa'yı açıklamak içindir tüm tezler...
     Kur'an ne fizik ne kimya ne tarih öğretisidir.Kur'an hayat öğretisidir. ve hayat hayatla öğretilir. Onun için Resul vardır. onuniçin aktarılan kıssalar vardır... Ve mucizeler vardır. Hayat gibi.... Rahman varlığını delilsiz bırakmaz... Ve sebepleri sorgularken sona geldiğiniz her yerde bir mucize vardır... Ve mucize sadece insan için vardır zira Allah'a mucize olmaz... Kıyamet bile....


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: pavel tolmacı üzerinde 20 Temmuz 2008 - 14:08:17
Varsayımsal dogruları destekleyen bir ortamda temız saf ve guvenılır bilgiler doğmaz.varsayımsal doğrularla ıddalar atan bireyler ESP(duyum ötesi algı) sayesinde yorumlar ve cevaplar verir.Bu tip kişiler için mümkün olmayan bir şey yoktur.eğer inanıyorsa vardır, yoksa yoktur.ortaya atılan iddalara da hep ınandıgın şeyin ugrunda olur,kanıtlanmış ve ıspatlanmış şeyler ugurunda değildir. bu evrim konusu için de gecerlidir din ve ve allah konusu için de geçerlidir.Dolayısıyla ortaya ne kadar idda atılırsa atılsın kimse  ortak bir doğruya varıcağını sanmyorum.Evrim konusu genlde varsayımsal   ıddalarla ortaya atılır kanımca, bu yuzden tam desteklenir bir konu deildir(kanımca).Belki bilimsel kanıtlar oldugunu ,fosillerin bir kanıt oldugunu vs gibi  ıddalar  atarsınız,ancak butun bu bilgiler  evrime  inanmış kişilerin verdikleri bilgilerdir sizin kendiniz buldugunuz bilgiler değildir.,onların verdıklerı bu bilgilerde ne kadar tarafsız oldugunu tartışılır.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: metu gen üzerinde 20 Temmuz 2008 - 17:41:45
pavel dediklerin çok güzel düşüncelerimi anlatan bir yazı teşekkürler biz bunlarla sınırlı kalmayalım araştırmaya ve bilime ve toplumumuza katkı yapmaya devam


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: İhsan Esentürk üzerinde 03 Ağustos 2008 - 21:34:23
Alıntı
Eskimolar’ın gövde yapılarının küçük olması, derilerinin altında da koruyucu bir yağ katmanının bulunmasının nedeni budur. Ayrıca burun ve kulaklar küçük ve başa daha yakındır. Bununla birlikte ırk sınıflandırmalarının çok daha karmaşık görüngülerin kuramsal basitleştirmeleri olduğunu unutmamak gerekir.

            Soğuk bölgede yaşayan canlıların vüctları daha büyüktür çünkü, alan/hacim oranı küçülmektedir. Üretilen ısı W/m3 iken, yani hacimle orantılı iken kaybedilen ısı W/m2 dir. Yani alanla doğru orantılıdır. Dolayısıyla Eskimolar'ın gövde yapılarının küçük olması bir tezattır... İsterseniz tekrar düşünelim....


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Başer Çelik üzerinde 04 Ağustos 2008 - 10:37:05
niye tezat oluştursun ki.biraz matematik yaparsan doğru olduğu anlayabilirsin


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: İhsan Esentürk üzerinde 04 Ağustos 2008 - 23:43:10
   Hadi biraz matematik yapalım:)
bir küpün alanı ve hacmi oranının a bir kenar uzunluğu olmak üzere sonsuza doğru giderken, burada limit kullanmak yerine anlaşılır olması itibariyle sayısal değerlerle verelim, değişimine bakalım...
V=a3
A=6a2

A/V = 6a2/a3=6/a

a= 1   için 6
a=2    için 3
a=3    için 2
a=4    için 3/2
a=5    için 6/5
a=6    için 1
a=7    için 6/7
a=8    için 3/4
a=9    için 2/3
a=12  için 1/2


             Birim alandan kaybedilenı ısı miktarı qk
             Birim alanda üretilen ısı miktarı,       qü olmak üzere

            ısı kaybı= A/V*qk/qü olur


            a=12 için qk ve qü sabit kalmak kaydıyla ısı kaybının daha küçük olacağı aşikardır. Dolayısıyla Eskimolar tezat olur.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Başer Çelik üzerinde 04 Ağustos 2008 - 23:50:44
tebrikler matematiğin iyi.ama her şey de olduğu gibi bazen matematik de yanılabilir


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Spike Jr üzerinde 05 Ağustos 2008 - 00:04:02
niye tezat oluştursun ki.biraz matematik yaparsan doğru olduğu anlayabilirsin

tebrikler matematiğin iyi.ama her şey de olduğu gibi bazen matematik de yanılabilir

Ahaha çok güldürüyorsun beni ya... "Biraz matematik yaparsan doğruyu anlayacaksın" diyorsun. Biraz matematik yapıp gerçek gösterilince de, "matematik de yanılabilir" diyorsun. Karar versen diyorum :p nasıl olur?

Dip not: Matematik yanılmaz.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Başer Çelik üzerinde 05 Ağustos 2008 - 13:19:10
bak ben de tezat oluşturdum.. ve matematik yanılmaz diye bir şey yok tabi ki yanılabilir.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: tuğba koç üzerinde 05 Ağustos 2008 - 14:57:09
ewrimin başka camlılar üzerindeki ilerlemiisi
kabul ediurm
ama insanların soyunun msymundan falan filan saçma
ve bu zaten dine bi saygısızlık olur
nrden geldğimiizn farkında ve bilincinde olmamız gerrk
bu benim düşüncem arkadaşlar
saygılı bi şekilde yanıt yada eleşitri kullann
şimdiden teşekkürler
:)


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Spike Jr üzerinde 06 Ağustos 2008 - 16:17:55
Yazdıklarınızdan bir şey anlayabilsek eleştirip, yanıt vereceğiz ama ne dediğinize dair hiç bir fikir üretemiyoruz. Mesajlarımızı yazarken kullandığımız dile biraz daha özen göstersek nasıl olur?


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Atilla Gürel üzerinde 06 Ağustos 2008 - 16:37:01

            Soğuk bölgede yaşayan canlıların vüctları daha büyüktür çünkü, alan/hacim oranı küçülmektedir. Üretilen ısı W/m3 iken, yani hacimle orantılı iken kaybedilen ısı W/m2 dir. Yani alanla doğru orantılıdır. Dolayısıyla Eskimolar'ın gövde yapılarının küçük olması bir tezattır... İsterseniz tekrar düşünelim....

Evet ısı kaybı kriteri açısından bakıldığında bu doğru ancak ısı kaybı kriteri tek başına belirleyici etken olamaz ki? Bir sürü etken var. Büyük vücut daha büyük dolaşım sistemi ister, daha fazla oksijen ister. Oradaki oksijen yoğunluğu nedir ? Yeşil bitki olmadığına göre daha azdır belki . Ayrıca, beslenme ile ilgili şartlar var.  Yani bildiğim kadarıyla eskiden sadece balık ve fok tüketiyorlardı. Dolaysıyla bizim yediğimiz sebze ve meyvalardan mahrumlar. Bu sebze ve meyvelerin içindeki birtakım vitamin ve minerallerin yokluğuna ya da daha az olmasına uyum sağlama var. Var oğlu var.  Çevre şartlarına uyum derken şu anda aklıma gelmeyen birçok şart var. Tek bir kritere göre değerlendirmek mümkün değil.  Canlılık olgusu lisedeki basit bir fizik problemi kadar basit bir şey değil ki evrende şu ana kadar bildiğimiz en karmaşık süreç.  Bütün bu kriterlerin dengesi sözkonusu.


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: rabia yolalan üzerinde 06 Ağustos 2008 - 16:52:24
İnanabiliyor musunuz? 6 kişi evrimin tamamen tesadüfi etkenler sonucunda vuku bulduğunu düşünüyormuş.

niye tezat oluştursun ki.biraz matematik yaparsan doğru olduğu anlayabilirsin

tebrikler matematiğin iyi.ama her şey de olduğu gibi bazen matematik de yanılabilir

Ahaha çok güldürüyorsun beni ya... "Biraz matematik yaparsan doğruyu anlayacaksın" diyorsun. Biraz matematik yapıp gerçek gösterilince de, "matematik de yanılabilir" diyorsun. Karar versen diyorum :p nasıl olur?

Dip not: Matematik yanılmaz.
aynen katılıyorum


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: İhsan Esentürk üzerinde 11 Ağustos 2008 - 00:58:57
Alıntı
Evet ısı kaybı kriteri açısından bakıldığında bu doğru ancak ısı kaybı kriteri tek başına belirleyici etken olamaz ki? Bir sürü etken var. Büyük vücut daha büyük dolaşım sistemi ister, daha fazla oksijen ister. Oradaki oksijen yoğunluğu nedir ? Yeşil bitki olmadığına göre daha azdır belki . Ayrıca, beslenme ile ilgili şartlar var.  Yani bildiğim kadarıyla eskiden sadece balık ve fok tüketiyorlardı. Dolaysıyla bizim yediğimiz sebze ve meyvalardan mahrumlar. Bu sebze ve meyvelerin içindeki birtakım vitamin ve minerallerin yokluğuna ya da daha az olmasına uyum sağlama var. Var oğlu var.  Çevre şartlarına uyum derken şu anda aklıma gelmeyen birçok şart var. Tek bir kritere göre değerlendirmek mümkün değil.  Canlılık olgusu lisedeki basit bir fizik problemi kadar basit bir şey değil ki evrende şu ana kadar bildiğimiz en karmaşık süreç.  Bütün bu kriterlerin dengesi sözkonusu.

       Algler Karadaki bitkilerden daha fazla oksijen sağlarlar... Kutup ayıları bilinen en büyük ayılardır... Soğukta yaşayan canlıların vucutları büyük fakat uzuvları küçük olur... Yaşamı etkileyen bu kadar çok süreç ve etken varken tesadüfen var olduğunu söyleyemeyiz öyle değil mi?


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Atilla Gürel üzerinde 11 Ağustos 2008 - 10:18:44
       Algler Karadaki bitkilerden daha fazla oksijen sağlarlar... Kutup ayıları bilinen en büyük ayılardır... Soğukta yaşayan canlıların vucutları büyük fakat uzuvları küçük olur... Yaşamı etkileyen bu kadar çok süreç ve etken varken tesadüfen var olduğunu söyleyemeyiz öyle değil mi?

Yaşamın varlığının temel kaynağı doğanın temel kanunlarının (atomlar arasındaki birleşmeleri , reaksiyonları kontrol eden fizik kanunları) belirli kimyasal elemanlar belirli oranlarda mevcutsa belirli şartlarda (ısı basınç vs) belirli karmaşık molekülerrin oluşmasını (yani DNA ya da proteinler gibi değişik yapıda makromoleküller) sağlayacak şekilde olmasıdır. Doğanın temel kanunlarının niye bu şekilde olduğunu bilmiyoruz.  Yani yaşamın tesadüf olmaması demek onu oluşturan unsurların (atomların) "dıştan" müdahale ile bu atomların tabii oldukları kuralların(fizik kanunlarının) bir an için devre dışı bırakılarak belirli bir dizayn çerçevesinde "cımbızla" müdahale edilmiş gibi birbirine eklemlenmiş olması anlamına da gelmez. Bu eklemlenme de zaten bu kanunlar nedeniyle oluşmuştur. Aynı hepsi altıgen simteriye sahip ama herbiri birbirinden farklı güzellikte kar tanelerinin de  oluşmasını tümüyle bu fizik kanunlarının belirliyor olması gibi. Bence profilinde görüntü olarak seçtiğin resimde görülen kamçıyı kontrol eden moleküler motor  da akıllı tasarımcıların iddia ettiği gibi bir atomun o anda çevresinde bulunan atomlarla olan ilişkisindeki çekme itme kuvvetlerini yöneten kanunların dışında bir kuvvetin (özellikle bu kanunları tam dizayn anında ihlal ederek) "cımbızla" biraraya getirmesi ile değil, aynı kar tanelerinde olduğu gibi yine bu kanunların "doğal" sonucu olarak oluşmuş bir yapıdır. 

Burda tesadüf ile kasdedilen şey o kanunların izin verdiği çerçeve içinde oluşabilecek olayların başlangıç şartlarına bağlı olarak bir kısmının değil de diğer bir kısmının oluşmasıyla ilgilidir. Kar tanlerinin hepsi altıgen simetrili olsa da her birinin farklı şekillerde olması gibi.



Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: İhsan Esentürk üzerinde 12 Ağustos 2008 - 21:39:13
   
Alıntı
Yaşamın varlığının temel kaynağı doğanın temel kanunlarının (atomlar arasındaki birleşmeleri , reaksiyonları kontrol eden fizik kanunları) belirli kimyasal elemanlar belirli oranlarda mevcutsa belirli şartlarda (ısı basınç vs) belirli karmaşık molekülerrin oluşmasını (yani DNA ya da proteinler gibi değişik yapıda makromoleküller) sağlayacak şekilde olmasıdır. Doğanın temel kanunlarının niye bu şekilde olduğunu bilmiyoruz.

               Peki bu kanunları belirleyen ne ya da ne idi? Big Bang ten sonra kanunlar nasıl oluştu denge nasıl kuruldu? Buradan başlamak gerekir konuya.... Sonra ya kanunlar belirleyici değilse? Mesela hem su molekülüyle hem de her hangi bir amino asitle bağlanabiliyorsa bir amino asit... Ve illede peptit bağı oluşturmak zorunda değilse.... ve illede peptit bağı oluşması zorunluysa işlevsel olması için... ve 200 amino asitten sadece 20 si canlılarda bulunuyorsa, ve çok büyük bir oranı yanlızca sol elli amino asitler ise.... Ve tüm canlı hücreler ribozom taşıyorsa ve ribozom amino asitleri sıralayıp ille de peptit bağı yapmalarını  sağlıyorsa bura da hangi kanundan bahsedeceğiz... Matematiksel olarak gerçekleşmesi çok küçük ya da imkansız olan olayın gerçekleşmesine raslantı denir... Bilimsel hiç bir değeri yoktur.... Din terminolojisin de ise mucize.... Hangi kuramla açıklayacaksınız gülün sümbül'ün tavuz kuşunun estetiğini... "Proteinler tesadüfen mi oluştu" başlığını incleyebilirsin...


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: kn an akyuz üzerinde 13 Ağustos 2008 - 09:31:35
evt o tavus kuşu benımde cok dıkkatımı cekmıstı nasıl oluyorda bıtakım doğal seçmeler  sonucu tavus kuşunun mukemmel kanatları oluşuyor ilginçtir???
ayrıca evrimle ilgili diğer sayfalarda sorup cevap bulamadığım(cevap verilmedi) soruları burdada sormak istiyorum
1)insanda bir sürü duygu var aşk, nefret, inat, kin ,sevgi,vs... aklınıza daha bi sürü gelebilir nasıl bir tesadüf oluyorda nasıl bir doğal seçilim oluyoda nasıl bi ihtiyac oluyorda insanda bu tip duygular gelişiyor sonucta bu duygular yokken bırden olcak hali yoktur dimi eğer derseniz hormonlarla alakası var hormonlar nasıl oluşsunki yani hormonlar duygulara hakim olacak şekilde nasıl oluşabilirki bu sorunun cevabını cok merak edıyorum eger cevap verırsenız umarım tatmin edici bi cevap olur

2)evrimde eşeyli üremeyle ilgili birçok şey anlatılıyor ama anlatılan kısımda onemlı bişey yok benim dikkatımı ceken nokta şu:erkek ve dişi(insan ve diğer tüm canlılar için düşünebilirz ama özellikle insan için soruyorum)üreme organlarını bir düşünelim.Nasıl oluyorda bu iki organ birbirine tam uyum içinde oluşuyor ayrıca niye oluşuyor nede olsa önceden de ürüyordu yeni bi üreme sistemine ne gerek vardı ve nasıl bu kadar birbirine uyumlu bir şekilde oluştu(sorumu sadece fiziksel görünüş olarak algılamayın erkeklerdeki sperm oluşumundan izlediği yollardan dişideki yumurta oluşumuna kadar hepsini düşünün)nasıl bir doğal seçilim nasıl bir tesadüf nasıl bir yaşam mücadelesi bunların oluşmasını sağladı gercekten cok merak edıyorum
cevaplarınızı kısa zamanda beklıyorum
saygılarımla


Konu Başlığı: Ynt: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gönderen: Atilla Gürel üzerinde 13 Ağustos 2008 - 11:13:23
   
               Peki bu kanunları belirleyen ne ya da ne idi? Big Bang ten sonra kanunlar nasıl oluştu denge nasıl kuruldu? Buradan başlamak gerekir konuya.... Sonra ya kanunlar belirleyici değilse? Mesela hem su molekülüyle hem de her hangi bir amino asitle bağlanabiliyorsa bir amino asit... Ve illede peptit bağı oluşturmak zorunda değilse.... ve illede peptit bağı oluşması zorunluysa işlevsel olması için... ve 200 amino asitten sadece 20 si canlılarda bulunuyorsa, ve çok büyük bir oranı yanlızca sol elli amino asitler ise.... Ve tüm canlı hücreler ribozom taşıyorsa ve ribozom amino asitleri sıralayıp ille de peptit bağı yapmalarını  sağlıyorsa bura da hangi kanundan bahsedeceğiz... Matematiksel olarak gerçekleşmesi çok küçük ya da imkansız olan olayın gerçekleşmesine raslantı denir... Bilimsel hiç bir değeri yoktur.... Din terminolojisin de ise mucize.... Hangi kuramla açıklayacaksınız gülün sümbül'ün tavuz kuşunun estetiğini... "Proteinler tesadüfen mi oluştu" başlığını incleyebilirsin...

Dediğim gibi evrenin temel kanunları yani fizik kanunları neden böyle de başka türlü değil? Kanunlar gerçekten big bangten sonra mı oluştu yoksa big bangin kendisini de belirliyor muydu? Başka fizik kanunlarına sahip evrenler de var mı vs. gibi sorular bir yerde artık bilimin sınırlarına dayanan sorular. 
Ya da daha basit bir şekilde sorarsak neden hiç birşey yok değil de ortada birtakım kanunlara göre işleyen bir doğa var?

Bu sorunun cevabını gerçekten bilmiyorum.

Ama tavus kuşunun güzelliğine gelince , aşağıdaki kar taneleri de tavus kuşunun tüyleri kadar güzel. Her birinin farklı olmasının nedeni ise gelişmeleri sırasında bulundukları ortamda  su moleküllerinin yoğunluğunun ortam ısısının vs. değişimi gibi gibi etkenler. Bu her birindeki farklı gelişmin fizik kanunları çerçevesinde ortam değişikliğine bağlı olarak nasıl olduğunu anlayabiliyoruz.  Buna ister tesadüf diyelim ister mucize o ayrı. Yani neden 70 amino asit mümkünken yalnız 20 si canlılarda var sorusunun cevabı da bana göre  "neden teorik olarak mümkün tüm 6 köşeli kar kristallerinin yalnız bir kısmı gerçekleşmiş" sorusuna benziyor.