GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi

Katagoriler => Evrim => Konuyu başlatan: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç üzerinde 18 Nisan 2006 - 01:56:58



Konu Başlığı: Evrim Düşüncesinin Tarihi
Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç üzerinde 18 Nisan 2006 - 01:56:58
EVRİM DÜŞÜNCESİNİN TARİHİ

Evrim düşüncesinin doğuşu

İnsanın kendi varlık kökenini bilme merakı yeni değildir. Evrim düşüncesi çoğu kez sanıldığının tersine, Darwin'le ortaya çıkmamıştır; kökü eski çağ kültürlerine kadar uzanır. Darwin sahneye çıktığında evrim düşüncesi bir ölçüde de olsa yaygınlık kazanmış, kimi biyologların benimsediği kuramsal bir açıklama niteliği kazanmıştı.
Evrimden bilimsel anlamda ilk söz edenler M.Ö. 6. yüzyılda yaşayan İyonya'lı filozoflar olmuştur. Thales tüm nesnelerin sudan ya da denizden kaynaklandığı savındaydı. Onu izleyen Anaximander'e göre varlıkların hepsi değişik formlar alan bir ilk tözden kaynaklanmıştı. Anaximander'in canlıların kökenine ilişkin görüşü de oldukça çarpıcıdır: İnsan yavrusunun doğuş sırasındaki çaresizliği gözleminden kalkan filozof, atalarımızın başlangıçta balık olduğunu ileri sürer. Açıklaması da oldukça basittir: Bir zamanlar denizlerin çekilmesiyle yaşamlarını karada sürdürme zorunda kalan kimi balıklar insana kadar uzanan pek çok hayvan türüne kaynak olmuştur.
Aynı dönemin bir başka filozofu Heraklitus daha da ileri giderek canlılar arasında süren bir çatışmadan söz eder. Bu, bir anlamda, Darwin'in yaklaşık 2500 yıl sonra oluşturduğu Doğal Seleksiyon kuramının öncelenişi demektir.
Evrim düşüncesi antik çağın ünlü filozofu Aristoteles'te de kendini açığa vurur. Onun 2000 yıl tartışmasız kabul edilen görüşünde ilginç noktalar bulmaktayız. Bunlardan özellikle dört tanesi önemlidir:
(1) "Scala Naturae" denilen organizmaların basitten daha karmaşık formlara çıkan, sonunda insana ulaşan transformasyonu;
(2) Canlıların en ilkel düzeyde kendiliğinden oluştuğu;
(3) Doğanın ihtiyaca göre organ oluşturduğu;
(4) Evrim ile canlıların sınıflanması arasındaki ilişki.
Evrim düşüncesinin kökenine değinirken Romalı şair-filozof Lucretius'u da anmak gerekir. Bir bakıma Heraklitus'un düşüncelerini genel kültüre yansıtan Lucretius insan yaşamında dil, din ve müzik gibi etkinliklerin bir ayıklanma ya da eleme sürecinden geçerek oluştuğu görüşündeydi. "De Rerum Natura" adlı yapıtında canlıların hızlı koşma, sıkıntıya katlanma, yiyecek bulma, vb. becerileriyle varlıklarını sürdürebildikleri gibi doğal seleksiyonu andıran düşünceler bulmaktayız.
Evrime ilişkin bu düşüncelerin hemen etkinlik kazanması beklenemezdi kuşkusuz. Egemen inanç sistemleri buna olanak vermediği gibi, o tür hipotezleri yoklamaya yönelik bilimsel çalışmalar da yoktu ortada. Evrimin bilimsel açıdan ele alınması 18. yüzyılı beklemiştir.

Devamı için... (http://arastirmaci1984.sitemynet.com/evr_m_d___nces__tar_h_.doc)


Konu Başlığı: Ynt: Evrim Düşüncesinin Tarihi
Gönderen: İhsan Esentürk üzerinde 18 Nisan 2006 - 03:41:50
                                          Yazının devamı gerçekten ilginç. Biyolojideki gelişmeler aktarılırken ne Pastör'ü nede Mendeli görmek mümkün. Aristonun tezini yaptığı deneylerle yıkan Pastör, çevresel kazanımların nesile aktarılamayacağını kanıtlayan Mendelin yokluğu soru işaretleri doğurmuyor değil. Enterasan ifadeler yer almakta yazıda. Darwinin ispatlarına yer verilmezken Lamarkın detaylı olarak ele alınması, ve teziyle ilgili çelişkilerinde sıralanması tuhaf. İlginç olan diğer yön ise yazının forumda yer alan kısmında tarihi gelişimde eski yunan filozoflarının görüşleriyle Darwin'in söyleminin buluşan noktalarının altının çizilmesi. Bilim tarihi sıralamsında yanlızca batının alınması ayrı bir muamma. Doğu tarihinden örnek bulunamamasıda işin bir diğer yanı. Bunun sebebi ya yazarın tamamen batı tarihine bağlı kalması, yada doğu tarihinde evrimci bir anlayışın hiç olmaması.
Yazının devamından:
Alıntı
Darwin kendisinden 300 yıl önce gelen Kopernik gibi insan düşüncesinde köklü bir devrim başlatmıştır. Kopernik arzın güneş çevresinde dönen bir gezegen olduğunu söyleyerek; Darwin canlıların, bu arada insanın uzun evrim sürecinde oluştuğuna doyurucu kanıtlar getirerek, evrende arza ve insana özel konum veren geleneksel düşünceyi yıkıyordu.

                Kopernikin söyledikleri batı için devrim olabilir ama doğu için asla. Dünyanın güneşin çevresinde döndüğü zaten biliniyordu. Dünyanın ayın hareketleri hesaplanmış, dünya haritası çıkartılmıştı. Gözlemlediği tüm yıldız ve yıldız takımlarını ezbere sayan Uluğ Bey Kopernikten önce yaşamıştı. Bu yüksek bir matemetik bilgisi gerktirir.  :smiley: Neden sadece batının bilim tarihi konu alınıyor? Çok merak ediyorum açıkcası. Hiristiyanlığın tutumuna değinilirken diğer dinlere neden değinilmiyor? Tarih anlayışımızı sorgulamalıyız bence....