Ağu
12
2009
|
Emre Sevinç
|
|
Çarşamba, 12 Ağustos 2009 |
Alice Nesneler Diyarında
Elinizdeki programlama dilinde nesneye yönelimli (OO - Object Oriented) programlama imkanı olmasa idi ne yapardınız? İki seçenekten biri gelirdi aklınıza herhalde:
OO desteği veren bir dil kullanmaya başlamak.
Elinizdeki dile OO desteği katmak için uğraşmak.
Bu kısa yazıda Peter Norvig'in PAIP (Paradigms of Artificial Intelligence Programming Case Studies in Common Lisp) kitabının 13. bölümündeki birkaç kısa örnekten yola çıkarak "eğer Common Lisp dilinde CLOS (Common Lisp Object System) gibi bir şey olmasaydı bunu nasıl gerçekleştirebilirdik?" sorusunun cevabının ilk bölümüne göz atacağız.
Devamını oku
|
|
Ağu
06
2009
|
Erdost Yüksel
|
|
Perşembe, 06 Ağustos 2009 |
Bu yazıya başlamadan önce dünya, maddi konulara, “tamamen duygusal” olarak manevi yakıştırmaların yapıldığı anları geçirmekteydi. Tüketim Kültürünün bu denli bünyeye oturmuş olmasının getirdiği bencillik ise, “yararlı” ve cümlenin devamından ötürü de “yaralı” bireyciliğin, beklenmesine rağmen pek de istenmeyen yan etkisiydi. Yan etkilerin toplumsal ihtiyaçlara olan katkısı “çarpma işlemindeki bir” ile denkken ve beklenen hiç değilse bir plasebo etkisiyken, değerleriyle beraber dünya dönmeye devam etmekte, döndükçe değişmekte, değiştikçe de tükenmekteydi.
Devamını oku
|
|
Ağu
04
2009
|
GenBilim Editorial
|
|
Salı, 04 Ağustos 2009 |
Gerek gençlerimizin gerekse âilelerinin arada derede kaldıkları ve bir sorunları olduğunda nereye müracaat edecekleri hususunda kafalarının karıştığı bir karmaşaya anlaşılır cevap getirelim istedik bu sayımızda. Televizyonlarda, gazetelerde, dergilerde, velhâsıl bütün medyada insanların ruh sağlığıyla ilgili beyanlar veriliyor, tavsiyelerde bulunuluyor, programlar yapılıyor. Bu işlerle meşgûl olanları şöyle bir sıralayabiliriz:
Devamını oku
|
|
Ağu
03
2009
|
Prof. Dr. Kerem Doksat
|
|
Pazartesi, 03 Ağustos 2009 |
Darwin ise üç nesil öncesinden Yahudi iken, Katolik olan bir âilenin dâhi bir çocuğu. Dedesi Erasmus Darwin’in (haydi, bu zâtın mason olduğunu da ifşa edeyim ki, fakir ufuklular iyice komplo teorisi imâl etsinler) Kitab-ı Mukaddes’teki Yaratılış kısmını eleştirmesinden de çok etkilenmiş. Yobaz babasının baskısıyla zorla papaz mektebine şutlanmış, o da Galapagos’taki seyahate iştirak ederek zor kaçmış. Ne iyi de etmiş. Katolikler kızmasın ama MS. 325 yılındaki İznik Konsülü’nde Pavlos tarafından uydurulan bu din adına Batı’ya ve dünyaya edilmemiş fenalık kalmamıştır.
Devamını oku
|
|
Ağu
03
2009
|
Biy.Gen. Muh.Barış Yelkenci
|
|
Pazartesi, 03 Ağustos 2009 |
Somut alemi algılama yolundan soyut alemi algılamada ivme, modern teknolojinin yardımı ile giderek büyüyor. Bunun son örneği olarak moleküler genetiğin ve biyo teknolojinin çalışma alanı olan DNA molekülü ve genlerin çalışma prensipleri hakkındaki yeni bulguları gösterebiliriz.
Hayatımızın temel yapı taşları olan genlerin işlevleri çözümlendikçe, düşünce dünyamızın ufkunda yeni hedefler ve soru işaretleri doğmakta
Devamını oku
|
|
Ağu
03
2009
|
Op. Dr. Barbaros Yurdaışık
|
|
Pazartesi, 03 Ağustos 2009 |
Duyma, dış ortamdan gelen ses dalgalarının kulak kepçesi tarafından toplanarak dış kulak yolu boyunca kulak zarına iletilmesi ile başlar.
Kulak zarı, dış kulak ve orta kulağı birbirinden ayırır. Ses
dalgalarının kulak zarında yaptığı titreşimler orta kulakta bulunan ve sırasıyla çekiç, örs ve üzengi olarak isimlendirilen kemikçiklerde
hareket oluşturur. Bu kemikçikler kulak zarı ile iç kulak arasında
irtibat oluştururlar. Yani kulak zarında oluşan titreşimleri iç kulağa iletirler.
Devamını oku
|
|
Ağu
02
2009
|
Çiğdem Demirezen
|
|
Pazartesi, 03 Ağustos 2009 |
Son yıllarda bütün dünyada büyük yankı uyandıran kök hücre çalışmaları, bir çok klasik yöntemlerle tedavi olamamış hasta için umut kapısı olma olasılığı içermektedir. Bu yönüyle kamu oyunun büyük ilgisini çekmekte, bir çok hastalık için mucizevi bir formül olarak görülmektedir. Henüz bir çok alanda kesin yararı ispatlanmamış olan bu çalışmalar ülkemizde de başlamış ve son olarak Sağlık Bakanlığı'nın iki genelgesine konu olmuştur.
Devamını oku
|
|
Tem
29
2009
|
Prof. Dr. M. Orhan Öztürk
|
|
Çarşamba, 29 Temmuz 2009 |
Ulusal kimliğin gelişmesi, yerleşmesi, güçlenmesi anadili aracılığı ile olur. Bunun yanı sıra anadili, çocuğun bilişsel yetilerinin gelişmesi, olgunlaşması açısından büyük önem taşır. Dil, düşünceyi yalnızca taşıyan, ileten bir araç olmayıp, düşünceyi yeniden yapılandıran, onu tamamlayan temel bir işlevsel yetidir.Bu bilgilerimize göre şunu açıkça söyleyebiliriz: Kişinin bilişsel yetileri, yani dikkat, algılama, bellek, düşünme, öğrenme, yargılama, gerçeği arama ve değerlendirme gibi yetileri, bir toplumda anadilinin zenginliği ve kullanılması oranında gelişmektedir.
Devamını oku
|
|
Tem
29
2009
|
Prof.Dr. Şahin Filiz
|
|
Çarşamba, 29 Temmuz 2009 |
Dinler, inanç ilkeleri ve bu ilkelerin uygulamalarını içeren iki doğalı bir yapıya sahiptir. İnancın doğası, Tanrı ile insan arasındaki aracısız ilişkiye dayanır. Uygulanmaları ise, görünüşte toplumsal ve hukuksal alanlara uzanır. Bir inancın hukuksal ve toplumsal alanda ortaya çıkıp çıkmadığını denetleme hakkının, aynı şekilde yine bireyin kendi oto kontrolünde olan bir durum olması beklenir
Devamını oku
|
|
Tem
29
2009
|
GenBilim Editorial
|
|
Çarşamba, 29 Temmuz 2009 |
Sadece doğduğu topraklara değil, pek çok sosyalist ve yurtsever harekete umut ve direnç aşılayan Küba Devrimi vesilesiyle, yeni tehditlere de karşı koyacak siyasi birikime sahip Latin Amerika ülkelerine göz atacağız...
Latin Amerika tarihinin sömürgeciliğe, emperyalizme ve yerli işbirlikçilere karşı verilen mücadeleyle örüldüğü bilinir... Latin Amerika'da İspanyol sömürgecilerin yüzyıllarca süren düzenine ilk darbeyi indirerek kurulan ilk ulus-devletlerin düşünsel öncüsünün 1789 Fransız Devrimi olduğu da...
Devamını oku
|
|
Tem
28
2009
|
Uzm. Süleyman HECEBİL
|
|
Salı, 28 Temmuz 2009 |
Eğitimde beden dilinin önemi, iletişimde beden dilinin önemi kadardır. İletişimlerimizde, söylediğimiz şeyler kadar söylemediğimiz şeyler de çok önemlidir. Hatta belki de biraz daha fazla önemlidir. Konuşurken duygu ve düşüncelerimizden farklı konuşabiliriz, ancak konuşmadığımız (sustuğumuz) zamanlarda beden dilimiz konuşmaya devam eder. Gözlerimiz, beden duruşumuz, mimik ve jestlerimiz, kol ve bacak hareketlerimiz, oturma biçimimizle bir çok mesaj veririz.
Devamını oku
|
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 67 - 77 of 1103 |
|
|