Ağu
25
2009
|
Nesrin Dabağlar
|
|
Salı, 25 Ağustos 2009 |
Zamanı tarif etmek zordur, doğumla gireriz yaşam boyutuna ve ölümle çıkarız içinden. Doğumla ölüm arasında bizim yürüdüğümüz yaşam çizgisi, bir cetvel gibi dümdüz tarif edilir ve düşünülür; günlere aylara yıllara bölünerek…
Acaba bu çizginin üzerinde girintiler, zikzaklar, kırılma noktaları, vektörel gidip gelmeler yok mudur?
Pek çoğumuz tanık olduk mutlaka; bazı önsezilere ve altıncı hislere. Kendimiz yaşamasak bile çevremizdeki insanlardan duyduk.
Devamını oku
|
|
Ağu
21
2009
|
GenBilim Editorial
|
|
Cuma, 21 Ağustos 2009 |
İçinden geçmekte olduğumuz ekonomik kriz döneminde kurumların en çok ihtiyaç duydukları özellik dayanıklılıktır. Dayanıklılıkla kastettiğim, bir kurumu dıştan gelen darbelere uzun süre dayanabilmesi ve belirsizliği tolere edebilmesidir. Kriz dönemleri bireysel kaygı ve endişelerin ağır bastığı dönemler olduğu için çalışanların enerjisinin kişisel kaygılara ve iş dışında konulara dağılarak boşa harcanmaması gerekir.
Devamını oku
|
|
Ağu
21
2009
|
GenBilim Editorial
|
|
Cuma, 21 Ağustos 2009 |
Diğer boyutlar, yuvarlanmış küçük küreler şeklinde uzay-zamanın bütün noktalarında yer alıyor Şu sırada, siz bu cümleleri okurken, paralel evrenlerdeki eşizleriniz de bu cümleleri okuyor olabilirler. Onlar da, bu teoriyi okuyunca, büyük olasılıkla sizin gibi inanmayacak ve başlarını sallayacaklardır.İlk bakışta çılgınlık ya da bir bilimkurgu fantezisi gibi görünse de, bu teori tamamen matematiksel temellere dayanıyor. Stephen Hawking, “Sonsuz sayıda eşiz evrenler var,” diyor…
Devamını oku
|
|
Ağu
19
2009
|
Prof. Dr. Acar Baltaş
|
|
Çarşamba, 19 Ağustos 2009 |
Son 15 yıl içinde yönetim alanında yeni ve farklı bir çözüm vaat eden, gerçekte her biri çok değerli birçok araç ve eğitim, önce yükselişe geçti, sonra da her derde deva gibi sunuldukları için beklentileri karşılamaktan uzak düşerek popülaritesini kaybetti.
TDK sözlüğü "heves" kelimesinin iki farklı anlamda kullanıldığına işaret ediyor. Birinci maddede heves "istek, eğilim, arzu, şevk" olarak açıklanırken, ikinci anlamının "gelip geçici istek" anlamına geldiği görülüyor. Başka bir nedenle baktığım sözlükte rastladığım bu ikinci tanım bana, yirmi yıldır gelişimine tanık olduğum profesyonel eğitim alanında esen rüzgarları hatırlattı.
Devamını oku
|
|
Ağu
19
2009
|
M. Bülent GÜRKAN
|
|
Çarşamba, 19 Ağustos 2009 |
Plato’dan günümüze insanı felsefe yapmaya yönelten şey, onun kendisini bir aradurum içerisinde görmüş olmasıdır.
İnsanın, kendisini çevreleyen doğa ile kendisini aşan sonsuzluk (Tanrı) arasındaki sıkışık konumu, Plato ve Aristoteles’den beri hep bir şaşkınlık ve merak konusu olmuştur. Aynı merak, nesne, olgu, olay ve giderek evren bilmecesi karşısında olduğu kadar, insanın kendi iç dünyasına yönelik olarak da duyulmuştur.
Devamını oku
|
|
Ağu
19
2009
|
Ferruh DİNÇKAL
|
|
Çarşamba, 19 Ağustos 2009 |
İnsanlar henüz yerleşik düzene geçmeden önce kendi gereksinimlerini kendileri karşıladıkları için para gereksinimi duymuyorlardı. Ne zaman ki insanlar yerleşik düzene geçtiler (Neolitik) malların değerinin saptanması veya diğer eşyaların karşısındaki değerlerinin saptanması gerekti. Ve gereksinim sonucu takas (tranpa/barter) yöntemi doğdu.
Devamını oku
|
|
Ağu
19
2009
|
Metin BOBAROĞLU
|
|
Çarşamba, 19 Ağustos 2009 |
Bilindiği gibi dünya edebiyatında simgesel anlatım çok yaygındır. Bu edebiyatın bir betimleme sanatı olmasıyla yakından ilgilidir. Felsefi kavramların açık seçik olmasına ve yalnızca insan usuna yönelik oluşturulmasına karşın, edebi metinler akıl ve duyguya aynı anda seslenebilmek için simgesel betimlemelere ağırlık vermiştir.
Tasavvuf edebiyatının edebiyat yazımı içinde özgün bir yeri vardır. Çünkü onun kullandığı simgeler yalnızca günlük yaşam duygu ve ruh hallerine yönelik değil, aynı zamanda belli bir erek-bilimsel bağlamda eğitim amaçlı, simgesel anlatım yolunu tutmuştur.
Devamını oku
|
|
Ağu
18
2009
|
GenBilim Editorial
|
|
Salı, 18 Ağustos 2009 |
Şimdi isterseniz biraz da içselleştirmeden söz edelim: Öğrendiğimiz bilgiler bizde et ve kana dönüşmüyorsa, içselleşmemiştir. Bu İsa’nın sözüdür. Burada ,
arasındaki ayrımı anlamamız gerekiyor. Bana ait, benim, benimkiler, cebimdeki paralar gibi veya üstümdeki kazak, düşüncelerim, fikirlerim, duygularım vb. gibi, ikincil yabancı şeyler. Bunlarla olan ilişkim, öteki, dışarıdaki, ikincil olan, ben’le ilgisi sadece sahiplenme veya ilişki dugulanım bunların arasında cereyan ediyor. <Çoşku,> “ben olan ben” içinde. Bir şeyin coşması, dışarıya vurması olarak söyleniyor halk dilinde ama, Kadim Felsefe ve Tasavvuf düzeyinde çoşku, içselleştirici öğedir, bilgiyi içselleştirir, bu diyoruz.
Devamını oku
|
|
Ağu
18
2009
|
GenBilim Editorial
|
|
Salı, 18 Ağustos 2009 |
2099 yılında küresel sıcaklığın 4 derece artması bekleniyor. New Scientist'te yayınlanan ve bu sıcaklık artışı durumunda 2099 yılı öngörülerini içeren rapora göre Dünya her geçen gün bu "sona" yaklaşıyor. Sera gazı emisyonunun önlenmesine yönelik çalışmaların başarısız olması durumunda küresel ısınma artacak. Belki de arkası alınamayacak. Bilim adamları, ekonomistler böyle bir tabloda kayıpların ardından hayatta kalanların dünyayı yeniden organize edeceğine inanıyor.
Devamını oku
|
|
Ağu
17
2009
|
Doçent Doktor Nusret Kaya
|
|
Pazartesi, 17 Ağustos 2009 |
Temel inşaat bozukluğu anne rahminde geçen 9 ay 10 gün ve 0-2 yaş arasındaki bebeklik döneminde ortaya çıkar. AÇEV gibi birtakım kadın derneklerinin "Yedi çok geç" sözünü "İki çok geç"e indirmek gerekir. Çünkü ezik anne, koca dayağı yiyen anne, sık doğuran anne gibi birtakım sendromları ceninken almaya başlıyoruz. 0-2 yaşta da beyin ve kuyruğu var... Sadece beynimizden konuşuyoruz ama kuyruğumuzu unutuyoruz. Oysa omurilik beynin kuyruğudur, ayrılmaz. Kuyruğun alt ucuna, kuyruk sokumuna darbeler toplumumuzda çok görülür; yanlış tuvalet terbiyesi, anne eli dışında değen eller, popo öpülmesi, ben seni yerim diye sevmeler...
Devamını oku
|
|
Ağu
12
2009
|
Prof.dr.ilber Ortaylı
|
|
Çarşamba, 12 Ağustos 2009 |
İlber Ortaylı: İyi Akşamlar. Bugün Bu Modernleşme Dediğimiz Kavramı Elealmak Zorundayız. Çok Tartışılan Bir Konu Kimsenin Ağzından Düşmüyor.ama İki Üç Asır Evveline Kadar Kimse Modernleşmeden Bahsetmiyordu. Yanibu Daha Çok 19.yüzyıl Fransız Felsefesini İşgal Eden Birşey. La Farguegibi. Bir Sürü Tarifleri Var Bunun. Tıptaki Kanser Teorisi Kadar Sosyalbilimlerde Modernleşme Teorisi...
Devamını oku
|
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 56 - 66 of 1103 |
|
|